İnananlar takıntılarını bir kenara bırakıp maddî-mânevî bütün güçlerini bugün meyyit olan bir milleti ihya etmeye sarf etmeliler. Mesleğine âşık bir hekim heyecanıyla yapmalılar bunu. Ölü bedeni diriltme gayreti içinde bulunmalılar. Aksi takdirde cesedin üzerinde akrepler cirit atar; kargalar, akbabalar, kartallar etrafta uçuşur.
Abes Yaşama
Nefis muhasebe ve murakabemi yaparken bazen oluyor ki tarifini yapamayacağım ölçülerde hayattan iğrenme geliyor içime. O zaman diyorum kendi kendime “Leş gibi bir hayat yaşamışız!” Ardından hemen öbür tarafa gitme arzusu beliriyor; beliriyor ve “Al Allahım beni kurb-u huzuruna!” dememek için kendimi zor tutuyorum; zira böyle söylemeyi saygısızlık olarak görüyorum. “Zaten burada tembel tembel yaşamışsın, bir de bu yanlışlığına başka yanlışları ilave etme!” diyorum kendi kendime. Fakat gel gör ki her zaman dengeyi koruyamıyor, öte tarafa olan şevk ve iştiyakımın önünü alamıyorum.
Evet, insan abes yaşamamalı bu dünyada. Bir işe yaramalı dini adına, diyaneti adına. Başkalarının ebedî kurtuluşuna vesile olmalı. Milyonlarca, milyarlarca insan var “İnsanlığın İftihar Tablosu”nun mesajlarını bekleyen. Onların beklentilerini boşa çıkarmamalı, bekleyişlerinde inkisara uğratmamalı onları; acele davranmalı, âhesterevlik etmemeli.
Mü’minlere Karşı Zillet, Kâfirlere Karşı İzzet
Soru: Bir âyet-i kerimede mü’minlerin vasfı olarak zikredilen “mü’minlere karşı zillet, kâfirlere karşı izzet”35içinde bulunmayı izah eder misiniz?
Cevap: Genel bir değerlendirme yaparak başlayalım isterseniz. Öncelikle bir hususun bilinmesi gerekir: Kur’ân-ı Kerim ve Sünnet-i sahiha bu türlü ifadeleriyle aslında ideal mü’minin vasıflarını söylüyor ve bizler için hedef gösteriyor, tabir caizse “Böyle olmalısınız” diyor. Ardından bu noktaya ulaşmak için imandan amel-i sâlihe, ahlâk-ı hasene ile mütehallık olmaktan nefis ile mücadeleye kadar değişik yollar ve yöntemler gösteriyor.
Dipnotlar
- 35 Mâide sûresi, 5/54.