“Yakinim var ki; istikbal semavât u zemîn-i Asya-bâ/Hem olur teslim yed-i beyzâ-yı İslâm’a”,21 “Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbâtı içinde en yüksek ve gür sadâ İslâm’ın sadâsı olacaktır.”22 gibi sözler onların beklentilerini körüklemiş. Bir beklenti, bir ümit cemaati olmuşlar. Müjdesini, beşaretini aldıkları “Allah’ın adının her tarafa duyurulması” hakikati adına her gün güneşin doğuşuyla farklı şeyler hissetmişler. Bir katrede, bir reşhada beklentilerini görmeye, hissetmeye, küçükte büyüğü okumaya çalışmış, basit sözlerde büyük mânâlar aramışlar. Büyüklüğü ve kerameti kendilerine ait, küçük mev’izeleri bile büyük hâle getirmişler. Onların ruh hâletlerini iyi bir psikolog değerlendirseydi veya mahir bir psikiyatrist, psikanaliz yapsaydı ruh portrelerini elvan elvan ortaya çıkartırdı. Başlarındaki zât vefat edince kimi inanamamış; kimileri de O’ndan sonra, yalancı dahi olsa çiçek açan her dikenli gülün arkasından koşmuşlar.
Dipnotlar
- 21 Bediüzzaman, Sözler s.755 (ed-Dâî); Şuâlar s.739.
- 22 Bediüzzaman, Tarihçe-i Hayat s.126 (İlk Hayatı).