Ölüm Ve Ölüm Ötesi Hayat
Sevgililer Diyarına Yolculuk
İnsan ölüme ve ahiret yolculuğuna her zaman hazır olmalı. Annesinin başörtüsü gibi içi dışı temiz bir şekilde öteden gelecek daveti beklemeli. Çünkü, ne zaman “Gel!” denileceği belli değil. Öyleyse her an temiz durmalı, saf kalmalı. Akıl, mantık, kalb, kafa, duygu ve düşünceleri daima berrak tutmalı ve gitmeye hazır durmalı.
Aynı otobanlar gibi, bu yolun da hususî bir çıkışı yok. Bu hayat yolunda da her yerde çıkış olabilir. Nasıl ki sağından solundan sağlam bariyerlerle çevrilmiş bir otobanda giderken bazen birden bariyerlerin açıldığını, dışarıya bir yol çıktığını ve bazılarının bu yolu takip ederek otobandan ayrıldığını görüyoruz; işte onun gibi hayat otobanında da yer yer çıkışlar vardır ve bizim çıkışımızın yolun her hangi bir bölümünde karşımıza çıkması muhtemeldir. O çıkışa hazır değilsek bir kazaya kurban gitmemiz de kaçınılmazdır.
Meselâ; birisinin içinden kendini beğenme hissi geçebilir. İşte tam o esnada “Gel!” derlerse, o zaman insan Allah’ın huzuruna bir firavun gibi düşer. Ömür boyu ibadet ü tâat içinde yaşamış; ama sonunda kaybetmiş Bel’am b. Bâurâ gibi birisi olarak düşer. Evet, hazır olmak lazım… Kendini rütbesiz bir nefer gibi görerek vazife yapma gayreti içinde hazır olmak lazım. İnsan, O’nun varlığının ziyasının gölgesinin gölgesi; O olmasa hiçbir şey ifade etmeyen bir varlık. Öyleyse iddia niye? Varlık O’ndan, her şey O’ndansa iddia niye?