İnsana dünyada bir şans tanınmış; o, bir turnikeye bir kere itilmiş, yayına ok konmuş ve ona “Ancak bir ok atma hakkın var; hedefe isabet ettirirsen kurtulacaksın, yoksa mahvolacaksın!” denmiştir. İşte o gün pek çokları hedefi yakalayamamışlığın ve “Mahvolacaksın!” kaziyesine mahkûm olmuşluğun perişaniyet ve dehşeti içinde يَا لَيْتَنِي كُنْتُ تُرَابًا“Ah ne olurdu, keşke toprak olsaydım!”4 diyecek; ayaklar altında, rüzgârla sağa sola savrulan toz toprak olmayı temenni edecektir.
Toprak, muhteva ve zenginliğine rağmen, hep tevâzu ve mahviyetin remzi olmuştur. Kalbi iman nuruyla aydınlatabilmek ve gönlü gül bahçesine çevirmek için toprak gibi olmak gerektiği; zira topraktan başkasının gül bitiremeyeceği hep söylenegelmiştir. Bundan dolayı bazı müfessirler “Keşke toprak olsaydım!” temennisini “Keşke dünyada gurur ve kibirden uzak yaşasaydım; alçakgönüllü olup Allah’a iman ve itaat etseydim.” mânâsında mecâzî olarak anlamışlardır.
Fakat âyette geçen “toprak” kelimesini hakikî mânâsında kullanılmış olarak kabul edenler daha çoktur. Şöyle ki; ahirette hayvanlar, nev’ hâlinde toprak olacaklarından dolayı dünyada insan olmanın hakkını veremeyenler, mesuliyetinin gereğini yerine getiremeyenler de o gün hayvanlar gibi toprak olmak isteyeceklerdir. Bir hadis-i şerife göre, Yüce Allah (celle celâluhu), o gün hayvanları da huzura getirecek, birbirlerinden haklarını alıp ödeştirecek ve sonra onlara, “Toprak olun!” buyuracak, hepsi toprak olacaktır. İşte bunu gören kâfirler de onlar gibi toprak olmayı isteyecektir.
Dipnotlar
- 4 Nebe sûresi, 78/40.