İçeriğe geç

İnsanî mevhibelerle donatılmış olarak dünyaya gelen, fakat insanca tavır ve davranışları yakalayamayanlar orada tabiatlarını seslendirecekler. Zaten bir tabiat deformasyonuna maruz kaldıklarından dolayı, tekrar “Keşke hayvan olsaydım” demeyecekler de, belağatta مَا يَؤُولُ إِلَيْهِ şeklinde ifade edilen “doğrudan neticeyi söyleme” üslûbuyla hayvan olmanın hâsıl edeceği sonucu, yani toprak olmayı isteyecekler. Bu açıdan, onların bu temennisini dünya hayatı itibarıyla hayvan ya da toprak olmayı arzulama değil de, dünyadaki suistimalleri sebebiyle maruz kaldıkları cezadan kurtulma ve hiç olmazsa hayvanlara tatbik edilen muameleyi isteme şeklinde anlamak gerekir.

Ah zavallı insanlar!… Gözleri var; ama görmüyorlar, kulakları var; ama işitmiyorlar, sinelerinde “kalb” adını verdikleri bir et parçasıtaşıyor; ama onu işletmiyor, hissetmeleri lazım geleni hissetmiyor, duymaları gerekeni duymuyorlar. Yani, donanım olarak insana verilen her şey kendilerine verilmiş; fakat onlar, o potansiyel gücü pratiğe dökememiş, kullanamamış, inkişaf ettirememişler. Sanki insanca donanımları yok gibi. “Mâ kâne (hâl)” itibarıyla yok, “mâ yekûn (gelecek)” itibarıyla da acı bir temenni var: “Keşke toprak olsaydım!…”

Maalesef, çokları bu müthiş haberi duymamış gibi yaşıyor; istikbalde onları bekleyen ve karşılaşmaları muhakkak olan o korkunç güne karşı kayıtsız ve kaygısız bir hal sergiliyorlar. Bazen hayret ediyorum; öyle büyük hâdiseler silsilesine karşı böyle lâkayt kalınır mı? Bir insan eğer ahirete inanıyorsa kalbi durmalı, en azından biricik okunu hedefine isabet ettirememe endişesiyle ürpermeli ve kontrollü bir hayat yaşamalı değil mi?

Bir Trafik Kazası ve Ölümün Gerçek Mânâsı

Soru: Efendim, eğitim gönüllülerinden bir esnafın arabasıyla şarampole yuvarlandığını ve vefat ettiğini öğrenip çok üzülmüşsünüz. Bu ve benzeri ölümler bize neyi hatırlatmalıdır?

228