Bu çerçevede iki önemli tehlikeye dikkatlerinizi çekmek istiyorum: Çoklarımızın içki, kumar, hırsızlık türü günahlar kategorisi içine girmediği için belki dikkat etmediği; ama işin aslına bakılırsa birçok latîfelerin ölmesine neden olan iki yanlış histir bunlar. Aslında ikisini bir başlık altında da toplayabiliriz: Enaniyet. Ama biri şahsî enaniyet, ikincisi yaptığı yararlı işlerle başarılı gözüken ve halk nezdinde öyle kabullenilen bir cemaate mensup ve ait olmanın verdiği cemaat enaniyeti.
Birincisi, şahsî enaniyet. Şahsî enaniyet az veya çok, küllî veya cüz’i herkeste vardır. Günümüzdeki Kur’ân mesleği, Bediüzzaman Hazretlerinin enfes tespitleri içinde acz, fakr, ihtiyaç, şevk, şükr, tefekkür ve şefkat gibi umdeler üzerine müessestir.12 Bu hasselerin her biri bir bütünün parçaları olmasının yanı sıra, aynı zamanda birbirinin lazımıdır. Dolayısıyla zincirde halka veya halkalar eksik kalacak ve insan kâmil mertebeye hiçbir zaman çıkamayacaktır. Şimdi hem bu halka içinde bulunup hem bu Kur’ân mesleğine intisap edip hem de onun gereklerini bilmeme ve kurallarını uygulamama, insanı farkına varmadan daireden uzaklaştırır. Onun için meslek kurallarını bilme ve onlara riayet etme, o meslekte başarılı olmanın yegane yoludur.
Evet, benlikte öyle bir özellik var ki, insanı merkezden, kendisinden uzaklaştırır, مَنِ اتَّخَذَ إِلٰهَهُ هَوٰيهُ“…kendi heva ve heveslerini Tanrı edinen kimse…”13 sırrınca anlatılan derekeye düşürür. Sadece kendini, kendi yaptıklarını beğenen bir seviyeye, daha doğrusu böyle bir seviyesizliğe düşürür insanı. Bazen de başkalarının güzel yaptıkları şeyleri, sırf kendisi yapmadığı için çirkin bulur böyleleri.
Dipnotlar
- 12 Bediüzzaman, Sözler s.518 (Yirmi Altıncı Söz, Zeyl).
- 13 Furkan sûresi, 25/43; Câsiye sûresi, 45/23.