İçeriğe geç

ُ خَمْ سُ دَعَوَ اتٍ يُسْ تَجَابُ لَهُنَّ: دَعْوَ ةُ الْمَظْلُومِ حِ ينَ يَسْ تَنْصِ رُ، وَ دَعْوَ ة

الْحَاجِّ حِ ينَ يَصْ دُرُ، وَ دَعْوَ ةُ الْمُجَاهِدِ حِ ينَ يَقْفِلُ ، وَ دَعْوَ ةُ الْمَرِيضِ حِ ينَيَبْرَأَ، وَ دَعْوَ ةُ الْ َخِ لِ َخِ يهِ بِظَهْرِ الْغَيْبِ .

“Şu beş dua reddolunmaz: Hakkını alıncaya kadar mazlumun, beldesine dönünceye kadar hac yolcusunun, evine dönünceye kadar mücahidin, iyileşinceye kadar hastanın duası ve kardeşin kardeşe gıyabında yaptığı dua.”36

Resûl-i Ekrem Efendimiz Arafat’ta yapılan duaya da çok önem vermiştir. Üsame İbn Zeyd (radıyallahu anhumâ) O’nun Arafat’taki hâlini bize şöyle anlatır: “Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem), devesinin üzerinde olduğu halde ellerini kaldırıp duaya durdu. Bir aralık devenin yuları elinden kaydı. Resûl-i Ekrem bir eliyle yuları almaya çalışırken diğer elini duadan indirmedi.”37

Kişi Kâbe’yi ilk gördüğünde yapacağı duanın reddolunmayacağına dair hadis38 de, her ne kadar zayıf kabulse de, mevzumuzu destekler mahiyettedir.

Resûl-i Ekrem Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) o mübarek mevsimi, o bereketli mekânı çok iyi değerlendirmiş, Cenâb-ı Hak’tan ümmeti adına isteyeceği en büyük dileklerini oraya saklamıştı. Arafat vakfesinde günbatımına kadar tazarru ve niyazda bulunmuş, Allah’tan ümmetine mağfirette bulunmasını dilemişti. Günün sonunda, yanında bulunan sahabeye dönerek şöyle buyurdu: “Allah (celle celâluhu), bugün size büyük bir lütufta bulundu ve kul hakları hariç günahlarınızı affetti! Şüphesiz bu, iyilerinizin hürmetinedir; onların vesile-

47