İçeriğe geç

Kudret ve meşiet meselesi Kelâm’da en zor meselelerdendir. Kuvvet mânâsına da gelen bu kelime tek yönlü bir şeye gücün yetmesi demektir. Kudret ise daha umumi olarak gücün yetmesi anlamındadır ve Türkçede bunu ifade eden kelime yoktur. Yani bir insan sadece mecburen iradesini kullanır, enerjisini kullanır ve bir şey yapar. Mesela, bir cismi iterek belli bir istikamete sevk eder. Buna bir kuvvet nazarıyla bakarız ama kudret diyemeyiz. Kudret denmesi için iç içe zıt şeylerin olması da söz konusudur. Yani insan o cisme vurup iterken aynı zamanda çekmeyi de gerçekleştirmeye muktedir olması gereklidir. Bir cismi güç kullanarak belli bir istikamete itmeye kuvvet denir ki, bu mânâda enerji de bir kuvvet kaynağıdır.

Kudrete gelince o kuvvet ve aynı zamanda iradedir. İterken çeker, çekerken iter. Binaenaleyh kuvvetle kudret birbirinden ayrı şeylerdir. Bunlardan birinde tek buud, diğerinde çok buud söz konusudur. Bazı erbab-ı ilim, “Birinde mecburilik, diğerinde ise ihtiyarilik var.” demektedirler. Evet o kudret-i kahire çekerken iter, iterken çeker. Kuvvette bu husus söz konusu değildir. Bir örnek; mesela birini hasta etmek için bir mikrop enjekte etmek yeter. Ama o adam hastalandığında, hastalığı verirken hemen geriye alma gücüne de sahip olunamadığından bu tek yönlü bir şey olur. Allah (celle celâluhu) ise hastalığı verirken aynı zamanda onu alıverir de yaptığı şeyi geriye çevirir. Allah’ın kuvvetinin taalluku itibarıyla meseleyi düşünecek olursak ona kudret, beşerin kuvvetinin taalluku itibarıyla düşünecek olursak buna da kuvvet diyoruz.

406