İçeriğe geç

إِنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ “Cenab-ı Hak (celle celâluhu) her şeye kadirdir.” ifadesi, akla şöyle bir soru getirmektedir: Cenab-ı Hakk’ın kudretinin mevcuda taalluk keyfiyeti nedir? Mevcut nasıl olsa var, kudretin yeniden buna taallukundan ne anlaşılmalıdır? Bazıları bu anlayıştan hareketle, kudret, bir şeyi yoktan meydana getirmek için taalluk eder; dolayısıyla onun taalluku yokadır; o, vara taalluk etmez demişlerdir. Bu anlayışta olan biri, “Cenab-ı Hakk’ın kudreti mevcuda değil, mâduma taalluk eder.” şeklinde düşünmektedir. Oysaki Cenab-ı Hak nasıl Hayy’dır, Kadîr’dir; öyle de Kayyûm’dur. Yoktan var etmede kudret, var etmek, vücuda mazhar kılmak için taalluk eder. O şey vücuda geldikten sonra da onu her an tebeddül ve tegayyürler çerçevesinde hep var eder durur. Bu itibarla o, hayatı boyunca hep farklı var olma vetireleri yaşar. Dolayısıyla her varlığın, hem vücudunda hem de vücudunun devamında kudrete ihtiyacı vardır. Binaenaleyh buradaki “şey”le biz hem mevcudu hem de mâdumu kastediyoruz.

Cehmiye mezhebinin kurucusu Cehm İbn Safvân gibi bazıları, Cenab ı Hakk’a “şey” denmez der. Onlara göre bu, Cenab-ı Hakk’ı mahlukatına benzetme mânâsı taşır. Ehl-i Sünnet’in nokta-i nazarına göre ise bu kelime, yukarıda da belirttiğimiz gibi “bilinip kendisinden haber verilmesi sahih olan” her mevcuda şamildir, bundan dolayı Allah’a da şey denilebilir.

Bed’ü’l-emâlî’de:

403