İçeriğe geç

يَخْطَفُ : خَطِفَ fiilinin muzârisi olup “süratle kapıp kaçırma, çarpıp alma” gibi anlamlara gelmektedir. Bundan başka o, ister eliyle, ister gözüyle, ister kulağıyla bir şey hakkında hırsızlık yapma, süratle bakma, hemen zihin veya hayal dairesine o mânâyı intikal ettirme mânâlarına da gelmektedir. Yani süratle kulak kabartma ve hemen zihin hazinesine o mânâyı intikal ettirme yahut ellerle süratle yakalama ve kaçırma, hırsızlık yapma anlamına gelmektedir. Bu âyette ise daha ziyade gözlerin ziyasının aniden kapılıp kaçırılması, görürken görmez hâle gelmesi gibi bir husus işaretlenmektedir.

Bu kelimeyle ilgili şu âyeti de zikretmekte yarar var:

إِلَّا مَنْ خَطِفَ الْخَطْفَةَ فَأَتْبَعَهُ شِهَابٌ ثَاقِبٌ“Şerir şeytanlar ve cinler, Mele-i âlâda cereyan eden hâdiselere kulak kabartır, kulak hırsızlığı yaparlar. Ancak hemen arkasından bir şahap peşlerine takılır da onları semalar âleminden tard eder.” (Sâffât sûresi, 37/10)

Bakara Sûre-i Celîlesindeki bu âyette ise, şimşek, münafıkîn ve şeyâtînin gözlerini alıyor, çarpıyor ve hırsızlıyor gibi bir mânâ söz konusudur, nükte-i belâgat bölümünde üzerinde durulabilir.

أَبْصَار kelimesi, بَصَر kelimesinin çoğulu olup “göz” mânâsına gelir. Fakat daha ziyade nasıl kalbin latîfe-i Rabbâniye olarak mânevî bir yönü var, öyle de kalbin gerçekten görücü unsuruna da basar denilmektedir. Bunun cemi’si ise أَبْصَار’dır. أَبْصَار başka عُيُون başkadır.

400