Bundan sonra koyunların zekâtını bildiren mektubun sonunda şu ifadeler yer almıştır: “Zekât korkusuyla, ayrı olanların araları birleştirilmez, birleşik olanlar da ayrılmazlar. İki ortağın malından alınan zekâtta her ikisi de adalet üzere birbirlerine müracaat ederler. Zekât olarak çok yaşlı, ayıplı ve (koç, teke gibi) döl hayvanı verilmez; zekât memuru kabul ederse o başka…
Kimin deve sayısı, zekât olarak beş yaşına basan bir deve vermeyi gerektiren miktarı bulur ve fakat sürüsünde bu olmaz da dördüne basan deve olursa, o kimseden bu kabul edilir ve mümkünse ekstra iki koyun veya yirmi dirhem daha alınır.
Kimin zekât olarak dördüne basan deve vermesi gerekirse ve fakat sürüsünde bu olmaz da beş yaşına basan bir deve olursa, ondan bu kabul edilir, zekât memuru ona yirmi dirhem veya iki koyun verir.
Kimin zekât olarak dördüne basan deve vermesi gerekir, fakat sürüde bu değil de üç yaşına basan dişi deve olursa, ondan bu kabul edilir, ekstra iki koyun veya yirmi dirhem daha alınır.
Kimin zekât olarak üç yaşına basan dişi deve vermesi gerekir, ancak bu vasıfta devesi olmayıp dördüne basan devesi varsa, kendisinden dördüne basan deve kabul edilir ve zekât memuru kendisine yirmi dirhem veya iki koyun öder.
Kimim zekât olarak üç yaşına basan dişi deve vermesi gerekir, fakat bu olmaz da iki yaşına basan dişi devesi olursa, ondan ikinci seneye basan dişi deve kabul edilir, ekstra yirmi dirhem veya iki koyun daha verir.