“Mallarınızın kırkta birini getiriniz. Her kırk dirhemde bir dirhem zekât vardır. İki yüz dirhem tamam oluncaya kadar size bir şey vacip değildir. İki yüz dirhem olduğu zaman, beş dirhem zekât vardır. Bundan fazla olan malların zekâtı da bu hesaba göre verilir.”300
Her ne kadar hadis-i şeriflerde altının nisabı 20 dinar (miskal), gümüşün nisabı da 200 dirhem olarak gösterilmiş olsa da, bunların günümüzün ağırlık ölçüleriyle ifadesinde bir kısım küçük farklılıklar bulunmaktadır. Bu farklılığın sebebi ise Asr-ı Saadet’te kullanılan ölçü birimlerinin, değişik bölgelerce farklı algılanmasıdır. Daha doğrusu o günün ölçü birimlerinin bölgeden bölgeye değişmesi ve bunlar arasında küçük farkların bulunmasıdır. Bununla birlikte bu konudaki genel eğilim, 20 miskal altının 85 grama, 200 dirhem gümüşün ise 595 grama tekabül ettiği şeklindedir. Dolayısıyla bu ölçülerde malı bulunan bir kimsenin, 1/40 (% 2.5) nispetinde zekât vermesi farzdır.
Asr-ı Saadet’te zikredilen bu altın ve gümüş nisapları hemen hemen aynı değere sahip iken, günümüzde gümüş, altın karşısında oldukça fazla değer kaybına uğramıştır. Bu sebepledir ki günümüz uleması değerli madenlerin, nakit paraların veya ticaret eşyalarının nisap miktarı hesaplanırken, altının esas alınması gerektiğini ifade etmektedir.