İçeriğe geç

Aradaki fark, birinde fiilin sülâsî, diğerinde ise humâsî iftiâl babından olmasıdır ve mânâ olarak da önemsiz bir nüans söz konusudur. Ama, sahabe olsun, tâbiîn ve tebe-i tâbiîn olsun, hadisin aynen Efendimiz’den geldiği şekliyle rivayet edilmesi mevzuunda bu derece hassas idiler. Bu hassasiyet karşısında dün ve bugün, “Sahabe ve tâbiîn, Allah Resûlü’nden (sallallâhu aleyhi ve sellem) duydukları şeyleri kendi kelimeleriyle ifade ediyorlardı; dolayısıyla, bu şekilde intikal eden hadislerin teşrie esas teşkil edebilecek bir ağırlığı yoktur.” şeklinde yapılan boş ve mesnedsiz iddiaların ne değerde olduğunu ve olacağını size bırakıyorum…

Buhârî’nin daavât bölümünde Berâ b. Âzib anlatıyor: “Resûlullah bana: ‘Yatacağın zaman namaz abdesti gibi abdest al ve sonra sağ yanına yatarak şu duayı oku.’ buyurdu:

اَللّٰهُمَّ أَسْلَمْتُ نَفْسِي إِلَيْكَ وَفَوَّضْتَ أَمْرِي إِلَيْكَ وَأَلْجَأْتَ ظَهْرِي إِلَيْكَ رَغْبَةً وَرَهْبَةً إِلَيْكَ لَا مَلْجَأَ وَلَا مَنْجَى مِنْكَ إِلَّا إِلَيْكَ اٰمَنْتُ بِكِتَابِكَ الَّذِي أَنْزَلْتَ وَبِنَبِيِّكَ الَّذِي أَرْسَلْتَ

Ben bu duayı Resûlullah’ın huzurunda iyice ezberleyip tekrar etmek istedim de: وَبِرَسُولِكَ الَّذِي أَرْسَلْتَ dedim. Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem): وَبِنَبِيِّكَ الَّذِي أَرْسَلْتَ diye düzeltti.”15

Görüldüğü gibi, Resûlullah Efendimiz, sezebildiğimiz veya sezemediğimiz bir mânâdan ötürü, “Resûl” değil de “Nebi” denmesi lâzım geldiğini hatırlatıyor.

Evet, insan, uykuya ve rüyalara girerken, nübüvvetin kırk altıda birine yelken açmış olur. Zira, uyku ve rüya bir bakıma nübüvvetle alâkalıdır; fakat risaletle değil; risalet, hâlet-i sahv, yani göz ve kalb açıklığı ister. İşte, Efendimiz’in gösterdiği bu hassasiyeti, aynıyla sahabe de gösterip, hadisleri fevkalâde hassasiyet içinde aldılar ve aynı hassasiyet içinde başkalarına naklettiler.

b. Müzakere

387