Tek bir hadis için, hem de bildiği bir hadisi tahkik için Medine’den Mısır’a yapılan bir seyahattir bu. Mısır’a varınca, emir Mesleme İbn Mahled’in evine uğrar ve yanına bir rehber alarak Ukbe’ye varır. İki dost sokakta karşılaşır, sarmaş dolaş olurlar. Ebû Eyyub Ukbe’ye: “Bu hadisi Hz. Peygamber’den işiten senden ve benden başka kimse kalmadı.” diyerek: مَنْ سَتَرَ مُؤْمِنًا فيِ الدُّنْيَا عَلَى خِزْيِهِ سَتَرَهُ اللّٰهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ“Her kim dünyada bir mü’minin ayıbını örterse, Allah da kıyamet günü onun ayıbını örter.” hadisini okur. Ukbe’nin hadisi aynı şekilde tekrarlaması üzerine: “Ben bunun için gelmiştim.” der ve âdeta “Geliş gayemin içine başka bir şey karıştırmak istemem.” dercesine bineğine atlayıp hemen geri döner.24
Yine, Buhârî’nin rivayetine göre, ensarın ulularından Câbir b. Abdillah (radıyallâhu anh), Abdullah İbn Üneys’in rivayet ettiği bir hadisi, bizzat onun ağzından işitmek için, bir ay süren bir yolculuğa çıkmış ve: “Hz. Peygamber’den bizzat işitmediğim bir hadisi senin rivayet ettiğini öğrendim. Onu işitmeden ikimizden biri ölür diye korktum ve sana geldim.” diyerek, hadisi Abdullah b. Üneys’ten dinlemiş ve gerisin geriye Medine’ye dönmüştür.25
b. Tâbiînin Rihleti
Hadis uğruna seve seve girişilen bu rihletler yalnızca sahabeyle sınırlı da kalmamış; daha sonraki devirlerde de aynı şekilde devam etmiştir. Said İbnü’l-Müseyyeb’in “gerektiğinde bir tek hadis için günlerce yol katettiğini söylemesi”26; Mesruk İbnü’l-Ecda’ın, “tek bir harfi için bile yolculuk etmesi”;27 Kesir İbn Kays’ın rivayetine göre, Ebû’d-Derdâ’dan tek bir hadis almak için bir ilim âşığının Medine’den Şam’a gelmesi28 ve daha pek çok seyahatler, bu mevzuda zikre değer misallerdir.