İçeriğe geç

Evet, bir kere daha hatırlatalım ki, neyin, nereden, nasıl alınacağı bilinemediğinden dolayı hep yanılmalar olmuş ve ardı ardına inhiraflar meydana gelmiştir. Biz buna bakış zaviyesinin bozukluğu da diyebiliriz. Evet, ilk başta bir sapmanın meydana gelmesi, bunu zulmün, haddi aşmanın takip etmesi ve kendini bilememe gibi hâllerin eklenmesiyle hep hak ve hakikat körü körüne inkâr edilegelmiştir. Yani ta baştan bir yanlış yola girilmiştir ki, yanlış yolun encamı da elbette yanlış olacaktır.

Kur’ân, “Allah bizimle konuşmalı değil miydi?”2 diyenleri anlatır ki, bunlar bakış açıları yanlış insanlardır.. girdikleri yol da, ulaştıkları netice de yanlıştır. Biz buradan şunu anlıyoruz; inhiraf sadece bize ve bizim dönemimize has değil; o, bugünün ateist ve inkârcıları gibi dünün kâfirlerini de benzer şekilde aldatmıştır ki, bu da “küfür tarihî tekerrürleri” demektir. Hz. Salih, Hz. Lut, Hz. Nuh, Hz. Musa, Hz. İsa ve Hz. Muhammed (aleyhi ve aleyhimüssalâtü vesselâm) hep benzer şeyleri söylemiş. Ve tarihî tekerrür açısından aynı cevapları almış, aynı akıbetleri paylaşmışlardır. Evet, Rabb’i tanımaya gidilen yolda, bakış açısının da çok iyi seçilmesi şarttır. Firavun, Allah’ı ararken yüksek kuleler yapıp, çıkıp o kulelerin başından Allah’ı bulmaya çalışırken hata ediyor, kendini, bir olmazlar “fasit daire”sine salıyordu. Gökyüzüne ok atarak onu vurmaya çalışan Nemrut da aynı varta ile kendi iflasını ilan ediyordu.

132