Beşinci Bölüm Aktüel
NEVRUZ GERÇEĞİ
Nevruz Bayramı, Orta Asya, Orta Doğu ve Anadolu topraklarında yaşayan tüm toplumların geleneksel bahar bayramıdır. Ne var ki Anadolu’da bu bayramı önceleri Aleviler, son zamanlarda ise bazı ayrılıkçı örgütler sadece bir “Kürt Bayramı” olarak değerlendirmektedirler.
Bazı ansiklopedi yazarları Nevruz’u, Hıdırellez yani Hızır ve Tevrat’taki “Elyas” sözü ile anlatılan İlyas’ın buluşması ile alâkalı bir gün olarak kabul etmektedirler. Şahsen ben bunun yanlış bir tespit olduğu kanaatindeyim.
Bazı kimseler, Zerdüştlük’le olan irtibatını da göz önüne alarak Nevruz’u dinî bir gün olarak değerlendirmekte ve büyük bir ekseriyet ise Cemşit Şah’ın tahta cülûsu ile irtibatlandırmaktadırlar. Bundan başka İran tarihinde, göklerin ve yerin yaratılması, Nevruz’a rastlamış gibi gösterilmektedir. Yine İran’daki Şiiler, Hz. Ali’nin (radıyallâhu anh) doğumundan vefatına kadar her şeyini Nevruz’la irtibatlandırarak onu, Hz. Ali’nin (radıyallâhu anh) hayatında çok önemli değişim ve dönüşüm noktaları olarak kabul etmektedirler. Bu yönüyle de nevruz, onların nazarında dinî bir gün gibi kutlanmaktadır.
Aynı zamanda Nevruz, güneşin eskilerin “Hamel Burcu” dedikleri, Koç Burcu’na girdiği ana rastlar ki, bu da bahar günlerinin başlaması demektir. Bizim dünyamızda ilk modern medreseleri açan Nizamülmülk, bu meseleyi meşhur Nizamiye Medreseleri’nde ele alarak astronomik olarak tespit ettirmiş ve bu günü “baharın başlangıç günü” olarak resmileştirmiştir. Bu yanıyla da Nevruz, dinî bir gün olmaktan daha çok, bir “takvim günü” demektir.