Bize Rabbimiz’i anlatan üçüncü ışık kaynağımız da Nebiy-yi Ekrem Efendimiz’dir (sallallâhu aleyhi ve sellem). O’nun huzurunda yaşayanlar, her zaman sihirli iklimine kapılarak semada yaşıyor gibi yaşadılar. Biz O’nu (sallallâhu aleyhi ve sellem), beyanlarıyla, yolunda hırz-ı can eden ashabıyla (radıyallâhu anhüm) ve ortaya koyduğu sistemiyle, din-i mübin-i İslâm ile tanıyor, ilklerin mazhariyetini paylaşmaya çalışıyoruz.
Bir Ümmî’nin bu kadar sağlam bir yolu getirip beşere hediye etmesi, başlı başına tam bir hediye olduğundan, Allah’ın varlığına da başlı başına bir delildir. Efendimiz, maddî-mânevî bütün hayat-ı seniyyelerinde, ahlâk-ı âliyeleri ve secâyâ-yı galiyeleri ile gökyüzüne âdeta açıktan açığa لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ yazan bir kalemdir, bir dildir. “Kâinata bir kitap nazarıyla bakılsa, Hz. Muhammed (sallallâhu aleyhi ve sellem) o kitabın kâtibinin kaleminin mürekkebidir.” Evet, “O ki, onun için varız.”