İçeriğe geç

مَنْ يَقُمْ لَيْلَةَ القَدْرِ إِيمَانًا وَاحْتِسَابًا غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ

“Faziletine inanarak ve karşılığını Allah’tan bekleyerek Kadir gecesini değerlendiren kişinin geçmiş günahları bağışlanır.”78

Kâbe’de, Arafat’ta, Müzdelife’de, Muvacehe’de bulunma ya da Kadir gecesi ve cuma gününde birlerin bin olduğu eşref saatini idrak etme, Cenâb-ı Hak’tan gelecek vâridâtı yakalama adına çok büyük bir ehemmiyet arz eder. Bundan dolayı insan bu mekân ve zamanları idrak ettiğinde, bütün bütün kendini unutmalı ve mesela şöyle dua etmelidir:

“Allahım! Senin yüce adını, hak ve hakikati dünyanın her yerinde bir kez daha yücelt. Bizim ve dünyanın her köşesindeki bütün kullarının kalblerini imana, İslâm’a, Kur’ân’a ve iman hizmetine aç ve bizi bu vazifede istihdam buyur. Gökte ve yerdeki kulların arasında bizim için sevgi ve hüsnükabul vaz’ et. Bizi muhlis, muhlas, müttaki, vera’ sahibi, zâhid, yakınlığına mazhar, Rabbinden hoşnut ve Rabbi kendisinden hoşnut, Seni seven ve nezdinde sevilen, huşû sahibi, mütevazi, Kur’ân ahlâkıyla ahlâklanmış kullarından eyle. Efendimiz Hazreti Muhammed’e, ehline ve bütün ashabına da salât ü selâm eyle! Âmîn! Sonsuz defa âmîn!”

Bu bir mânâda, “Milletimin imanını selâmette görürsem Cehennem’in alevleri içinde yanmaya razıyım.”79 ufku, bir mânâda da her mü’minin vazifesi sayılmalıdır. O ufuktur ki orada insan kendi ızdırabını unutmuş, sadece başkalarının ızdırabını duyar hâle gelmiştir.

75