Kendisine gıpta edilecek iki kişiden biri de Kur’ân’la meşgul olandır. İbn Ömer’den (radıyallâhu anhümâ) rivayet edildiğine göre Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdular:
لاَ حَسَدَ إِلَّا فِي اثْنَتَيْنِ: رَجُلٌ آتَاهُ اللّٰهُ القُرْآنَ فَهُوَ يَتْلُوهُ آنَاءَ اللَّيْلِ وَآنَاءَ النَّهَارِ، وَرَجُلٌ آتَاهُ اللّٰهُ مَالًا فَهُوَ يُنْفِقُهُ آنَاءَ اللَّيْلِ وَآنَاءَ النَّهَارِ
“Sadece şu iki kimse gıpta edilmeye layıktır: Biri, Allah’ın kendisine Kur’ân (ilmi) verdiği ve gece gündüz onunla meşgul olan kimse, diğeri de Allah’ın kendisine mal verdiği ve bu malı gece gündüz O’nun yolunda harcayan kimse.”36
Abdullah İbn Amr’ın (radıyallâhu anhümâ) rivayet etmiş olduğu şu hadisten ise insanın ahiretteki derecesinin okuduğu Kur’ân’a göre olacağı anlaşılmaktadır:
يُقَالُ لِصَاحِبِ الْقُرْآنِ: اقْرَأْ وَارْتَقِ، وَرَتِّلْ كَمَا كُنْتَ تُرَتِّلُ فِي الدُّنْيَا، فَإِنَّ مَنْزِلَكَ عِنْدَ آخِرِ آيَةٍ تَقْرَؤُهَا
“Her zaman Kur’ân ile meşgul olan kimseye şöyle denecektir: ‘Oku ve yüksel, dünyada tertîl ile okuduğun gibi burada da tertîl ile oku. Şüphesiz senin merteben, okuduğun son âyetin yanındadır.’”37
İçinde Kur’ân okunup müzakere edilen evleri Allah’ın rahmeti sarıp kuşatır. Ebû Hüreyre’den (radıyallâhu anh) rivayet edildiğine göre Resûlullah (sallâllahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
مَا اجْتَمَعَ قَوْمٌ فِي بَيْتٍ مِنْ بُيُوتِ اللّٰهِ، يَتْلُونَ كِتَابَ اللّٰهِ، وَيَتَدَارَسُونَهُ بَيْنَهُمْ، إِلَّا نَزَلَتْ عَلَيْهِمِ السَّكِينَةُ، وَغَشِيَتْهُمُ الرَّحْمَةُ وَحَفَّتْهُمُ الْمَلَائِكَةُ، وَذَكَرَهُمُ اللّٰهُ فِيمَنْ عِنْدَهُ
“Bir topluluk Allah’ın evlerinden bir evde toplanır, Allah’ın kitabını okur ve aralarında müzakere ederlerse, üzerlerine sekîne iner, onları rahmet kaplar ve melekler etraflarını kuşatır. Allah Teâlâ da o kimseleri kendi nezdinde bulunanların arasında anar.”38