Kur’ân, Kadir gecesinde bütün hâlinde dünya semasına indirilmiş, daha sonra ceste ceste ihtiyaca ve hâdiselere göre Efendimiz’e ve dolayısıyla tüm insanlığa nâzil olmuştur.
Âyette bu gecenin bin aydan daha hayırlı olduğu ifade edilmektedir. Bu konuda İmam Malik’in Muvatta isimli eserinde şöyle bir bilgiyle karşılaşıyoruz: “Resûlullah’a (sallallâhu aleyhi ve sellem) kendinden önceki kavimlerin ömürleri gösterildi. Onların ömürlerinin uzunluğunu ve kazanacakları sevapları düşününce Efendimiz kendi ümmetinin ömrünü az gördü ve onların bu kadar bir ömürle geçmiş kavimlerin elde ettiği sevaba ulaşamayacaklarını düşündü. Bunun üzerine Allah, O’na, bin aydan daha değerli olan Kadir gecesini verdi.”70
Başka bir rivayete göre Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) bir gün sahabilere İsrailoğullarından dört kişinin seksen sene boyunca hiç günah işlemeden ibadet ettiklerini anlatmıştı. Sahabiler bunu hayretle karşıladılar. Bunun üzerine Cebrail (aleyhisselâm) geldi, “Ya Muhammed! Ümmetin o kimselerin seksen sene ibadet ettiklerini duyunca hayrete düştüler. Allah Sana ondan daha hayırlısını indirmiştir.” diyerek Kadir sûresini okudu ve akabinde şöyle söyledi “İşte bu, Senin ve ümmetinin hayran olduğu şeyden daha hayırlıdır.”71
“Bin ay” seksen üç sene dört aylık bir süreye denk gelir. Kadir gecesi, bir mü’minin ömür boyu ancak elde edebileceği manevî semereyi bir gece içinde elde edebilmesi için büyük bir fırsattır. Bu fırsatı kaçırmamak için gayret göstermeli, gerekirse birtakım fedakârlıklarda bulunmalıdır. Ramazan’ın son on günü girilen itikâfta da aslında bu mânâ vardır. İtikâf günlerini iyi değerlendiren bir mü’min aynı zamanda Kadir gecesini de değerlendirmiş olacaktır.