İçeriğe geç

Bazı zaman ve hâllerde Allah (celle celâluhu), içinde bulunulan şartlar sebebiyle bazı az amellere kat be kat fazla değer verir. Mesela bir askerin hudut boyunda bir saat nöbet beklemesi bir sene ibadet hükmüne geçer. Allah yolunda şehit düşen bir kişi, rampaya binmiş gibi dikey olarak a’lâ-i illiyyîn-i kemalâta yükselir. Aynı şekilde iyi değerlendirilen bir Kadir gecesi, seksen küsur senelik bir ibadete denk gelir. Bütün bu örneklerde görüldüğü gibi Allah (celle celâluhu) bazı şartlarda ortaya konan güzel amelleri, umulmadık ölçüde nemalandırır, çoğaltır ve âdeta bire bin veren başaklar hâline getirir.

Bu gecenin bin aydan hayırlı olması, bir görüşe göre kesretten kinayedir. Yani âyette, zikredilen sayıdan öte, gecenin nasıl büyük bir vâridât kaynağı olduğu vurgulanmıştır.

Bir başka görüşe göre bu mazhariyet herkes için söz konusu değil, belki her geceyi “kadir” bilenler içindir. Evet, sanki onlar, her geceyi ihya etmiş de bardağı taşıran rahmet bu gece damlayıvermiş ve derken damla ile deryaya ermişlerdir.

Burada akla şöyle bir soru gelebilir: “Böyle bir lütuf niçin ümmet-i Muhammed’e has olarak bahşedilmiştir?” Bu soruya şu şekilde cevap verilebilir: Ümmet-i Muhammed, hakikatleri kavrama bakımından müstesna bir mevkidedir. Nitekim bu ümmetin Peygamberi de en mualla bir zirvededir. İşte, Kadir gecesi bu ümmete, bu ümmetin peygamberiyle beraber tahsis edilmiştir ve bu, Allah’ın büyük bir fazl u ihsanıdır.

71