Bir diğer sebep de şu olabilir: Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyan, Kadir gecesinde nazil olmuştur. Kur’ân, İsm-i Âzam’dan, Cenâb-ı Hakk’ın isimlerinin âzami mertebesinden, en kâmil bir topluluğa İsm-i Âzam’ın mazharı olan Peygamberimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) vasıtasıyla tebliğ edilmiştir. Ayrıca Kur’ân, Cibrîl-i Emîn gibi ilâhî beyanın takdir ettiği ve bir anlamda meleklerin peygamberi olan büyük bir melek vasıtasıyla gelmiştir. Bu itibarla Kur’ân’ın dünya semasına nazil olduğu veya Efendimiz’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) nazil olmaya başladığı gece, ümmet-i Muhammed’in hayatında çok mühim bir gecedir ki, Cenâb-ı Hak bu geceyi diğer gecelerin üstünde tutmuş ve bin aya denk saymıştır.
1. Kadir Gecesinin Zamanı
Cuma gününde “vakt-i icâbe” yani duaların umumiyetle kabul olacağı saat, insanlar arasında veli kullar, Esmâ-i Hüsnâ arasında İsm-i Âzam gizlendiği gibi Ramazan’ın son on gününde de Kadir gecesi gizli tutulmuştur. Böylece mü’minlerin sürekli uyanık ve dikkatli olmaları, devamlı ibadet ü taat içerisinde bulunmaları ve hiçbir iyilik fırsatını kaçırmamaları murad edilmiştir.
Hazreti Aişe Validemiz’den rivayet edildiği üzere Resûlullah’ın (sallallâhu aleyhi ve sellem) Ramazan’ın son on günü mescide kapanıp kendisini tamamen ibadete verdiğini daha önce de nakletmiştik. Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Kadir gecesini Ramazan’ın son on günü içinde arayınız!”72 Bir başka zaman ise, “Kadir gecesini Ramazan’ın son on günündeki tek gecelerde arayın!”73 buyurmuştur.