İçeriğe geç

Kur’ân-ı Kerim’i çokça okuyup ezberlemenin yanında asıl olan onun içindeki mânâları bilmektir. Zira her ne kadar anlamadan okumanın bir sevabı olsa da Cenâb-ı Hak onu, biz anlayalım ve içindekilerle amel edelim diye inzal buyurmuştur. Bu mânâdaki bir hadis-i şerifte Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) Kur’ân okuyup onunla amel edenlerin kıyamet günündeki hâllerini şu şekilde resmeder:

منْ قَرَأَ القُرْآنَ وَعَمِلَ بِمَا فِيهِ، أُلبِسَ وَالِدَاهُ تَاجاً يَومَ القِيَامَةِ ضَوْؤُهُ أَحْسَنُ مِنْ ضَوْءِ الشَّمْسِ فِي بُيُوتِ الدُّنْيَا لَوْ كَانَتْ فِيكُمْ، فَمَا ظَنُّكُمْ بِالَّذِي عَمِلَ بِهَذَا؟

“Kim Kur’ân-ı Kerim’i okur ve onunla amel ederse, kıyamet günü ebeveynine bir taç giydirilir. Güneş, dünyadaki bir eve konmuş olsa ne kadar ışık vereceğini tasavvur edin, bu tacın ışığı onun vereceği ışıktan daha güzeldir. Ebeveyni böyleyse, Kur’ân-ı Kerim ile bizzat amel edenin ışığı nasıl olur, düşünebiliyor musunuz?”39

Bir başka hadislerinde ise Resûlullah Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:

مَنْ قَرَأَ الْقُرْآنَ وَاسْتَظْهَرَهُ، فَأَحَلَّ حَلاَلَهُ، وَحَرَّمَ حَرَامَهُ أَدْخَلَهُ اللّٰهُ بِهِ الجَنَّةَ وَشَفَّعَهُ فِي عَشَرَةٍ مِنْ أَهْلِ بَيْتِهِ كُلُّهُمْ قَدْ وَجَبَتْ لَهُ النَّارُ

“Kim Kur’ân’ı okur, onu güzelce ezberler, helâlini helâl, haramını haram kabul eder ve bunlara uyarsa, Allah bu sayede o kimseyi Cennet’ine koyar. Ona, hepsi Cehennem’i hak etmiş bile olsa ailesinden on kişiye de şefaat etme hakkı verir.”40

Kur’ân’la meşgul olmanın faziletlerini anlatmanın yanı sıra Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), içinde Kur’ân bulunmayan bir kalbi de harabe bir eve benzetmiştir. İbn Abbâs’tan (radıyallâhu anhümâ) rivayet edildiğine göre Resûlullah şöyle buyurmuştur:

إِنَّ الَّذِي لَيْسَ فِي جَوْفِهِ شَيْءٌ مِنَ الْقُرْآنِ كَالْبَيْتِ الْخَرِبِ

48