Ramazan ayının en bariz özelliği bu ayda tutulan oruçtur. Mü’minler, üç ayların başlamasıyla birlikte Ramazan’da tutacakları oruç için hazırlık yapar, gerek vücutlarını gerekse zihinlerini oruca alıştırmaya çalışırlar. Bu açıdan Recep ve Şaban aylarında tutulan nafile oruçların, Ramazan orucuna alıştırma hususunda oynadığı rol çok önemlidir. Ramazan ayına ulaşan bir Müslüman’ın –eğer herhangi bir özrü yoksa– oruç tutmaktan başka bir alternatifi yok demektir. Zira daha önce de geçtiği üzere Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) özürsüz olarak Ramazan ayında terk edilen bir günlük orucun, diğer aylarda tutulacak bir yıllık oruçla bile telâfi edilemeyeceğini ifade buyurmuştur.31 Dolayısıyla bir Müslümanın, Ramazan ayını değerlendirme adına yapacağı amellerin başında orucun geldiğini söyleyebiliriz.
Kitabın ilerleyen sayfalarında oruca dair ayrı bir bölüm açacağımızdan dolayı şimdilik bu kadarla yetineceğiz.
3. Kur’ân’la Meşgul Olma
Kur’ân-ı Kerim, Ramazan ayında nüzûl etmiştir. Bu açıdan Ramazan, aynı zamanda “Kur’ân ayı” olarak bilinir. Mü’minlerin hidayet kaynağı olan Kur’ân, her zaman için okunup düşünülmesi ve üzerinde derin derin tefekkür edilmesi gereken bir kitaptır. Zira mü’min, Kur’ân’a her şeyden daha fazla muhtaçtır. Maddi hayatını devam ettirebilme adına ekmek, su, hava ne ifade ediyorsa mânevi hayatı açısından da Kur’ân onu ifade eder. Resûl-i Ekrem Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) hayatını insanları Kur’ân’a çağırmak ve onunla amel etmelerini temin etmek için geçirmiştir. Ashab-ı kirâm, Peygamberimiz’in, bilhassa namazlarda uzun uzun Kur’ân okuduğundan bahseder. Efendimiz kendisi Kur’ân okuduğu gibi ayrıca ashabından bazılarına da okutup dinlemiştir. Ramazan ayı geldiğinde Efendimiz’in Kur’ân’la meşguliyeti daha da artar, ona ayrı bir ehemmiyet gösterirdi.