Zemahşerî’den az sonra yaşamış olan “Envâru’t-tenzîl ve Esrâru’t-tevîl” yazarı Beyzâvî’yi de ayrıca zikredebiliriz. Aynı şeyleri o da söyler. Medrese talebeleri arasında onun tefsiri için “Demir leblebi” ifadesi kullanılır. Zira ele alınan konular, müthiş bir dirayet ve dikkatle ele alınmıştır.
Osmanlıların meşhur ve müthiş şeyhülislâmı Ebu’s-Suûd Efendi de, “İrşâdü’l-akli’s-selîm” adlı tefsirinde yerin küre olduğunu ve dünyanın güneşin etrafında döndüğünü, yine Galileo ve Kopernik’ten bir hayli yıl önce söyleyen müfessirlerimizdendir.6
Kısaca tanıtmaya çalıştığımız bu çok az sayıdaki Kur’ân tefsirinden birkaçını daha arz ettikten sonra isterseniz bu faslı da noktalayalım:
Kur’ân’ın büyüklüğünü ortaya koymaya çalışanlardan biri de, hiç şüphesiz İmam Nesefî’dir. Onun tefsiri “Medârikü’t-tenzîl”, bir bakıma Zemahşerî’nin eserinin ihtisarı da sayılabilir. Bu tefsirde de hadis ve eser üzerinde bir hayli durulmuştur. İçinde az da olsa israiliyat olduğu söylenebilir.
Bu arada, Bağdatlı sofi Hâzin’in “Lübâbü’t-tevil” adlı tefsirini de zikretmek gerekir. Bu tefsirde israiliyat diğerlerine nispeten biraz daha fazladır. Fıkıhtan kelâma değişik konuların yer aldığı tefsir, sahabeden gelen rivayetler üzerinde daha çok durmaktadır.
Bunlardan başka Bağdatlı Merhum Âlûsî’nin Ruhu’l-meânî’sini hatırlamamak da mümkün değildir. Tam otuz ciltten ibaret olan Âlûsî tefsiri, bir bakıma geçen bütün müfessirlerin tefsirlerinin hulâsası gibidir.
Bir de, bizim meşhur tefsircimiz Allâme Elmalılı Hamdi Yazır’ın tefsiri vardır ki, doğrusu tefsirlerin şaheseri dense değer. Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’ân Dili’ni, Ruhu’l-meânî’ye yakın bir usûl ve üslûpla ele almıştır. Ancak, yer yer pek çok kimseyi tenkit ettiği de bir gerçektir.
Dipnotlar
- 6 Bkz.: Ebu’s-Suûd, İrşâdü’l-akli’s-selîm 1/61.