İçeriğe geç

Burada üzerinde durulacak ve hakkında misaller verilecek olan âyetlere, eskilerin İlmü’n-nefs dedikleri, şimdikilerin ise, biraz da fantastik bir mülâhaza ile “Psikoloji” olarak adlandırdıkları ilmin kıstaslarıyla yaklaşılamayacağının bilinmesi çok önemlidir. Misalleri tahlil ederken işe “ilmî hava” verme gibi indî yaklaşımlara girilmeyecektir. Bu da, Kur’ân’a saygımın gereğidir. Zira Kur’ân, olduğu gibi kendi fıtrî eda ve üslûbuyla arz edilmezse ona gölge düşürülmüş olur. Hele hele henüz kesinlik dahi kazanmamış ölçü ve kıstasları kullanmanın Kur’ân adına nasıl bir cinayet olacağı açıktır. Kur’ân müşâhedeye alınırken, gözlerdeki sun’î çapakların ortadan kaldırılması zarurîdir. Ta ki ondaki parlaklık, aydınlık ve zenginliğin televvün dalga boyu kırılmasın.

E. İnsan Ledünniyatının Kur’ân Açısından Tahlili

Kur’ân, insanı bir bütün olarak ele alır ve onun duygularının ve ledünniyatının hiçbir yanını ihmal etmeden onu bir kül hâlinde değerlendirir. Evet, Kur’ân’da insanî hiçbir duygu ve his ihmal edilmez. Bir diğer yaklaşımla, bir mânâda her tip, her şekil ve tavırda insanı Kur’ân’da bulmak mümkündür.

Esasen insan ledünniyatını şerh etmek kolay bir iş değildir. Çünkü insan, koca bir kâinat gibi her an farklı farklı tavırlar sergilemekte; sırrı, hafîsi ve ahfâsı ile her an ayrı bir şekle bürünmektedir. Nedir onu hâlden hâle sürükleyip yerinde şevklendiren ve yerinde de miskinleştiren duygular?

306