İçeriğe geç

Sâniyen, peygambere karşı yapılan isyandan geriye dönüşte mutlaka ona müracaat şart koşulmuştur. Zira Allah’ın engin rahmet ve mağfiretine kavuşmanın yolu Nebiden geçmektedir. Evet, Nebiler Sultanı, insanları Allah’ın rıza ve rıdvanına ulaştıran bir köprü konumundadır. O köprü aşılmadan Allah ile buluşma muhaldir.

Şimdi yeri gelmişken burada bir hususun bilhassa altını çizmek istiyorum. İslâm’da Allah ile kulu arasında hiçbir aracı söz konusu değildir. Kul, istediği an, istediği yerde ve istediği şekilde Rabbisiyle münasebete geçebilir. Ancak şu nokta da gözden uzak tutulmamalıdır: Rable münasebetin yolunu bize, Hz. Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) öğretmiştir. Bu açıdan O, önemli bir vesiledir.. bir vesiledir ama bizlere sunduğu öğretilerin yeri itibarıyla, gaye ölçüsünde bir vesiledir. İşte bu önemli hususu kavrayamayan pek çok ham ruh, O’nu –hâşâ– bir postacı konumunda görmüş ve böylece sırat-ı müstakîmden sapmışlardır.

Sâlisen, Allah’ın Tevvab; kendine olan yönelişleri kabul eden ve Rahîm; merhametli, bağışlayıcı vasıfları ile zikredilmesi, fevkalâde bir teveccüh olarak mücrimlerin gönüllerini okşamakta, onların affedilme ümitlerini arttırmakta, tevbe ve istiğfarın hatadan geri dönüşte en kolay ve en kestirme yol olduğuna da işaret etmektedir.

337