İçeriğe geç

Zaten müfessirîn-i izâmdan pek çoğu Âl-i İmrân sûresindeki âyetin sebeb-i nüzulünün, Hz. Abdullah’la ilgili olduğunu belirtirler. Hemen her tefsir kitabında yer alan bilgilere göre Allah (celle celâluhu), Uhud şehitlerini kurb-u huzuru ile müşerref eder ve onlara “Bir isteğiniz var mı?” der. Hz. Abdullah bunun üzerine tekrar diriltilme, ahirette şehadet karşılığı bulduğu mükâfatı insanlara anlatma ve tekrar şehit olma isteğinde bulunur. Allah ise, bunun olamayacağını; ancak bu gerçeği, bir âyetle dünyadakilere bildireceğini söyler ve ilgili âyetleri inzâl buyurur.31

Konumuzla doğrudan doğruya ilgisi olmamasına rağmen, bu vak’anın başka bir boyutunu da arz etmeden geçemeyeceğim: Megâzî kitaplarında yer alan malumata göre, Uhud’dan yaklaşık kırk yıl sonra, Medine’ye yağan şiddetli yağmur ve onun oluşturduğu sel, Uhud Dağı’nın eteklerinde bulunan şehit mezarlarını tehdit eder.. derken mezarların yerlerinin değiştirilmesine karar verilir. Gerisini Hz. Cabir’den dinleyelim: “Ben babamın kabrini kazdım, elbisenin toprağa temas eden yüzündeki hafif bir çürüme izi hariç, ilk günkü hâlini muhafaza ediyor olduğunu gördüm.” Hatta daha enteresanını söyler: “Eli yarasının üzerinde idi. Onu kaydırdığımda kanlar fışkıracağını sandım.”32

Bütün bunlardan anlaşılan, şehit olan insanların âlem-i berzahta farklı bir hayat tabakası içinde bulunuyor olmalarıdır.

Konumuza dönecek olursak, bahsini ettiğimiz iki âyetin muhtevası doğrultusunda yine Uhud’da şehit olan Amr b. Cemûh’un evlâd ü iyâli için de aynı şey söz konusu ve hele zifafa girdiği gece savaşa gidip şehit düşen Hanzala b. Âmir’in hanımının hissiyatı…

341