İnsanın mahiyeti, onun günlük hayatı, her an geçirdiği istihaleler incelenmedikçe onu tarif ve tahlil etmek mümkün değildir. Onun için, dünya ilimlerinin gereği olarak dahi Kur’ân’ın tahliline ihtiyaç vardır ve bir Kur’ân tefsiri yapılacağı zaman, bütün bunlar göz önünde bulundurulmalıdır. Zira bir gün fert, cemiyet, madde ve mânâ olarak Kur’ân’a dönülecekse, topyekün hayatı onun sunduğu mesajlara göre bir kere daha gözden geçirmek gerekecektir.
Bu vadide söylenecek ve yazılacak şeyler, ne satırlara ne de kitaplara sığacak gibidir. Biz burada belki de söylenmesi gereken şeylerin sadece öşr-ü mi’şarını (yüzde birini) söylemiş ve yazmış sayılabiliriz. Tabiî burada hem Kur’ân hem de kendi adımıza bir kısım sevindirici gelişmelerin olması da yegâne tesellimizdir. Neslimizin yeniden Kur’ân’a dönmesine, aslına yönelmesine –Allah (celle celâluhu) yümün ve bereket versin– ve umumî gelişmelere baktıkça, Kur’ân’ın bir küllî tefsirinin bugün olmasa da böyle bir tefsirin yazılacağı günlerin yakın olduğuna inanıyoruz.
D. Kur’ân’dan Psikolojik Tahliller
Psikoloji ilmi, davranışlarına bakarak insanın iç dünyasını tanıma ve tahlil etme iddiasında olan bir ilim dalıdır. Bu ilme, bizim tarihimizde önceleri “İlmu’r-ruh” denirdi ve o zaman bu ilim, biraz daha insan ledünniyatını, onun iç âlemini, melekûtî yönünü incelerdi. Cumhuriyetin ilk yıllarına kadar olan son bir-iki asırlık dönemde, “İlmü’n-nefs,” son zamanlarda ise “Psikoloji” ve müteakiben “Modern Psikoloji” tabiri kullanılmaya başlandı.
Peşinen ifade edelim ki, ne bizim kendi ulemâmızın kullandığı İlmü’n-nefs veya İlmü’r-ruh ve ne de batılı ifadesiyle Psikoloji, Kur’ân’da arz edilen insan ledünniyatını, onun metafizik anatomisini tam karşılayamamaktadır.