İçeriğe geç

Böyle bir ruh hâletine sahip olan insan, bu âyetleri duyar duymaz hemen kendi içinin şerh edildiğini ve ruh sentezinin ortaya konulduğunu hisseder. Fakat yine de isminin açıktan deşifre edilmemesi karşısında içinde bu beyan sahibine karşı bir şükran hissi uyanır ve “Sana teşekkür ederim. Hiç olmazsa adımı açıktan söylemedin, beni halkın içinde rezil-rüsva etmedin.” der. “Demek ki, bu hitap sahibi benim açık-gizli bütün hâlimi biliyor.” der ve düşünce dünyasında ne fırıldaklar çevirdiği teker teker zihninde canlanıverir.

Kur’ân, onlara: “Yeryüzünde fesat çıkarmayın, (anarşi ve teröre sebebiyet vermeyin)!” derken de onların kafalarında bütün cürümleri, zincirleme çağrıştırmalarla ortaya çıkar; çıkar ve tabiî kendi içlerindeki tedailer ile sarsıldıkları aynı anda Kur’ân, davet kapısını aralar ve onları imana çağırır.

Bu ikiyüzlü tipler, “İnsanların inanıp iman ettiği gibi siz de iman edin!” denilince, “Biz hiç, sefihlerin (akılsız ve ahmak kişilerin) iman ettikleri türden inanır mıyız!” derler. Bu şekilde ayıpları ve kusurları deşifre edilip Kur’ân âyetlerinde teker teker gözler önüne serilince öyle sarsılırlar ki, bazıları imana yönelir kurtulur, bazıları da küfr-i inâdî yolunu tutuverir. Esasen bu da, bazı ahvalde insanın ruh dünyasının bir yansımasıdır. Her ne zaman kuyruğuna hafif basılıverilse, içindeki eracifi hemen kusuverir. Ancak Kur’ân, münafığın bu zayıf hâlini, ruhen bu hâle gelmiş insanların bile ümitlerini kat’iyen kırmaz, aksine onları ümitlendirir.

316