Fahreddin Râzî, “O, (Allah) ki, yeryüzünü sizin için döşek, semayı da bina yaptı. Gökten su indirdi, onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkardı. Öyleyse siz de, artık bile bile Allah’a eşler koşmayın.”3 âyetinin tefsirinde şu açıklamada bulunur: “Yeryüzü, burada bir yanıyla döşek olarak anlatılsa da, başka bir âyet-i kerimede küre olduğuna dikkat çekilmektedir. Güneşin etrafında dönen yerküredir. Şayet “Yer, küre olarak güneşin etrafında dönüyorsa, bu durumda insanlar ve cisimler onun üzerinde nasıl dururlar?’ diye sorulacak olursa, ben de derim ki, dünya o kadar büyük bir küredir ki, üzerinde satıhlar meydana gelmiştir.”4 Dikkat edilecek olursa bunlar, tam sekiz asır evvel söylenmiş ve yazılmış şeylerdir.
Fahreddin Râzî’nin tefsiri incelendiği zaman, fıkha, sarfa, nahiv, gramer ve belâgat kaidelerine ait yüzlerce misal görülür. O, i’caz üzerinde de ısrarla durur. Kur’ân’ın beşer tarafından yazılamayacağı meselesinin her yerde müdafaasını yapar. O, mantık ve felsefeye de çok ehemmiyet vermiştir. Bu yüzden de tenkit edilmiş ve bir kısım müfritlerce: “Râzî’nin tefsirinde her şeyi bulmak mümkündür; ama tefsir adına bir şey bulunamaz.” denmiştir. Tabiî ki bu, onu söyleyenlerin Kur’ân’a bakış açılarını da yansıtan, kendilerine ait bir görüştür.
Yine Fahreddin Râzî’nin selefi olan ve Mutezile imamlarından sayılan meşhur “Keşşaf” sahibi Zemahşerî de dirayet ehlindendir. O da az farkla, yerin küre olduğu meselesinde Râzî’nin söylediklerine yakın şeyler söylemiş ve: “Dünya, küre şeklindedir. Kur’ân-ı Kerim’in ona döşek demesi, vüs’atine binaendir. Yer geniştir ve geniş bir küre üzerinde satıh tasavvur edebilir, düz zeminler düşünebiliriz.”5şeklinde, çağın ilim ufkuna yakın yaklaşımlarda bulunmuştur.
Dipnotlar
- 3 Bakara sûresi, 2/22.
- 4 Fahruddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l-ğayb 2/95.
- 5 ez-Zemahşerî, el-Keşşâf 1/125.