Ne yazık ki, Yakubî’nin bu uydurmasını Goldziher alıp kullandı; ondan da, batı karşısında şoke olan İslâm dünyasının Ahmed Emin, Ali Hasan Abdulkadir ve Ebû Reyye gibi sözde âlimleri iktibas ettiler. Goldziher gibi müsteşrikler, hadisin ana kaynakları dururken, mücûn ve edebiyat kitabı olan “İkdü’l-ferîd” ve adı üstünde şarkılar kitabı olan “el-Egânî” gibi kaynak sayılmayan kaynakları kullanıp, bilhassa Ebû Hüreyre ve İbn Şihab ez-Zührî gibi, hadisin temel direklerini yıkmakla hadisi ve dolayısıyla İslâm’ı yıkma gayesi güdüyorlardı. Ne yazık ki, berikiler de onun yolunu takip etmekle, bilerek veya bilmeyerek aynı gayeye hizmet etmiş oldular. Bundan sonra da aynı yolu takip edenler, kim olursa olsun, yine aynı gayeye hizmet etmiş olacaktır.
Zührî, hadiste başlı başına bir imamdır; daha sonra gelen İbn Medînî, İbn Hibban, Ebû Hâtim, Hâfız ez-Zehebî ve İbn Hacer gibi dev imamlar, Zührî’nin hadiste eşi-menendi olmadığı mevzuunda ittifak hâlindedirler. Bu koca imam devrildiği zaman, Nazzam gibi monizme inanan materyalist Mutezile imamları ortalığı alacaktır. Goldziher ve onun İslâm dünyasındaki talebeleri, Nazzam ve talebesi “Kitâbü’l-hayavân” yazarı Câhız gibilerden iktibaslarda bulunmakla, ilim adına sadece bir zavallılık sergilemektedirler.
İmam Zührî, onlarca sahabiden hadis aldı; kendisinden de yüzlerce tâbiîn ve tebe-i tâbiîn imamları hadis ahzettiler. O, Ömer İbn Abdülaziz’in emir ve tavsiyeleriyle, hadisi resmen ilk tedvîn etme şerefine erdi ve bu şerefle yaşayıp, yine bu şerefle irtihâl-i dâr-ı bekâ buyurdu.