İçeriğe geç

Sünnetin dörtte birinin varıp kendisine dayandığı İbn Şihab ez-Zührî, yaş itibarıyla tâbiînin küçüklerindendir ve Kureyşîdir. Babası Müslim, Emeviler’le yaka-paça olmuş, Haccac’a karşı mücadele vermiş ve dolayısıyla da Emeviler’in hiç sevmediği bir kimsedir. Bu itibarla da o, iddia edildiği gibi tam bir Emevi taraftarı olmak şöyle dursun, onlar tarafından hep kuşkuyla takip edilmiş bir insandır.

Zührî, daha yedi yaşına varmadan Kur’ân’ı ezberler, hem de kaç günde biliyor musunuz? Tam seksen günde; evet o, seksen günde hafız olur.31 17-18 yaşlarında ders ve içtihat kürsüsüne oturur. Öylesine harika bir şahsiyet ve dâhidir ki: “Allah’ın emanet olarak kalbime koyduğu hiçbir şey hıyanet görmemiştir.” der.32 O, öğrendiği hiçbir şeyi de unutmamıştır. Zaten, o dönem; zaman, şartlar ve çevrenin her bakımdan “muallim” olduğu bir dönemdir.

Zührî, önceleri Said İbnü’l-Müseyyeb’in rahle-i tedrisine oturur ve sekiz sene devam eder onun derslerine. Bu arada, Ömer İbn Abdülaziz’i yetiştiren üç kişiden biri olan ve fukahâ-i seb’adan sayılan Ubeydullah İbn Abdullah İbn Utbe’den de ders alır. Bizzat kendi ifadesiyle: “Kırk beş sene Hicaz’la Şam arasında mekik dokuyup, hadis için hiç durmadan gidip geldim.”33 diyerek ilim adına katlandıklarını anlatır. Dile kolay, kırk beş sene sürer bu gidip gelmeler. Bu süre içinde, değil kendisinden rivayet edilen ve bir buçuk Kur’ân kadar tutan hadislerin tamamı, onlarca Kur’ân tutacak hacimde hadis ve daha başka ilimler de öğrenilir. Kaldı ki, Zührî, kendisini tamamen hadise vakfetmiş bir insandır.

514