Kur’ân-ı Kerim’e göre, anne-baba bu konumlarının ötesinde aynı zamanda birer muallim ve mürşittirler. O, pek çok yerde, babanın evlâda nasihati üzerinde durur ve bu önemli hususu sık sık vurgular. O bir âyette aynen şöyle buyurur: “Yavrucuğum! Allah’a ortak koşma. Doğrusu şirk, büyük bir zulümdür.”3
Evet, kâinatta işlenilecek olan en büyük zulüm, Allah’a ortak koşmaktır. Gönül dünyası lâhûtî esintilere açık hüşyâr bir dimağ böyle bir zulmün büyüklüğü karşısında ürperir. Şirk, Cenâb-ı Hakk’a karşı bir zulüm olduğu gibi aynı zamanda hukuk-u ilâhiyeye karşı da bir tecavüzdür. Çünkü Allah, kâinatı bir kitap, bir meşher şeklinde hazırlamış, çeşit çeşit antika sanatlarıyla süslemiş ve insanların istifadelerine arz etmiştir.
İnsan, bu sanatların teşhir edildiği yerde gezip dolaştığı ve onları gördüğü hâlde, gözünü yumup geçiyor, ya da bunları tesadüf ve tabiata havale ediyorsa, Allah’a karşı büyük bir zulüm işliyor demektir. İşte bu, Allah’a eş ve ortak koşma mânâsına gelen “şirk”tir ve bundan daha büyük bir zulüm de tasavvur edilemez.
C. Kur’ân’da Fert ve Aile Terbiyesi
Yukarıda, Kur’ân-ı Kerim’in ferdi olgunlaştırarak belirli bir kıvama ulaştırmayı hedef aldığını ifade etmiş ve bir babanın evlâdına yaptığı nasihati konu alan bir âyet-i kerime ile de o hususu noktalamıştık.
Şimdi isterseniz bir başka zaviyeden yine Kur’ân-ı Kerim’e dönerek babanın, çocuğuna bir kısım nasihatleri üzerinde duralım: “Yavrucuğum! Namazı dosdoğru kıl, iyiliği emret, insanları kötülükten vazgeçirmeye çalış ve başına gelenlere/geleceklere sabret. Doğrusu bunlar, azmedilmeye değer işlerdir.”4
Dipnotlar
- 3 Lokman sûresi, 31/13.
- 4 Lokman sûresi, 31/17.