İçeriğe geç

Bunun aksine bir de öyle devletler vardır ki bunlar temel esasları itibarıyla kâinatta cari kanunlara riayet ettiklerinden ötürü ayaktadırlar, ayakta durmaya devam etmektedirler ve işte bunlar istikbal vaadetmektedirler. Belli bir süreden beri mü’minler kâinatta cari kanunları ve şeriat-ı fıtriyeyi inkâr edip Kur’ân’ın düsturlarını da yaşamadıklarından sürüm sürümdürler ve hep gerilerin gerisinde kalmışlardır. Müslümanların içine düştükleri bu feci durumdan kurtulmaları için uyuşukluk ve tembelliği terk etmeleri, hem âyât-ı Kur’âniyeyi hem de âyât-ı tekvîniyeyi çok iyi okumaları şarttır. Zira Mukaddes kitabımız olan Kur’ân-ı Kerim ile kâinat kitabı, bir bütünün ayrılmaz iki parçası gibidir. İster bizim iç âlemimize, ister dış âlemimize, ister kâinatın öteki yüzü, ister zâhirine dair yazılan her kitap, bir yönüyle Kur’ân-ı Kerim’in tefsiridir. İnsanlık, ancak bu kitaplara sımsıkı sarıldığı zaman, dünyasını cennetlere çevirip ötelerin koridoru hâline getirecektir.

G. Kur’ân’ın Terbiye Sistemi

Kur’ân-ı Kerim’in terbiye sistemi incelendiğinde, onun başka düşünce sistemleriyle mukayese edilmeyecek kadar bir fâikiyetinin olduğu görülecektir ki bu da onun Allah kelâmı olduğunda aranmalıdır. Kur’ân’la beslenmeyen, Kur’ânî üslûba bağlı olmayan ahlâkî ve terbiyevî sistemler, muvakkaten pek parlak görünseler de kat’iyen süreklilikleri söz konusu değildir. Çok orijinal gibi görünen bazı akım ve ideolojilerin kısa zamanda sönüp gitmeleri, kalabilenlerin revizyon üstüne revizyon görmeleri veya reformize edilmeleri, bunların hiçbirinin, insanlığın problemlerini çözmeye yeterli olmadığını göstermektedir.

591