Ailede biri ani’l-merkez diğeri ile’l-merkez olmak üzere iki durum söz konusudur. Bir ailenin çekirdeğini anne ve baba oluşturmaktadır. Binaenaleyh aile fertleri içinde saygı, hürmet ve itaat gösterilmeye en layık olan anne ve babadır. Anne ve babanın değeri o kadar büyüktür ki, Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), “Cennet, annelerin ayakları altındadır.”34 buyurarak Allah’ın rıza ve rıdvanının tecessüm ettiği Cennet’i, annenin ayaklarının altına koymaktadır. Bir diğer hadis-i şerifte, Allah’ın rızasını kazanmanın ve Cennet’e girmenin önemli vesilelerinden biri de anne ve babaya itaat olduğu bildirilmektedir ki, konunun önemi açısından üzerinde durulabilir.
Anne ve baba, kendilerine terettüp eden vazifeleri hakkıyla yerine getirerek Allah’ın lütfettiği bu muallâ mevkie layık olduklarını ortaya koydukları takdirde, o aile, toplumun sağlam bir cüz-i ferdi durumuna yükselmiş demektir. Böyle olduğu takdirde anne-baba, evlatlarına telkin ettikleri hürmetin karşılığını bulacak ve o ana kadar ektiklerinin kat katını elde edeceklerdir. İşte bu husus, meselenin ile’l-merkez yönüdür.
İslâm, aile müessesesini ele alarak onu aşiret ve kabilenin yönetiminden kurtarmış ve ona ayrı bir şekil kazandırmıştır. İslâmî ruh ve mânâ etrafında şekillenen bir ailenin fertleri arasında çok kuvvetli bir irtibat söz konusudur. Bunun tabiî neticesi olarak fertleri bu ölçüde birbirine bağlı bulunan aile moleküllerinden de güçlü bir toplum meydana geleceği açıktır.
Dipnotlar
- 34 el-Kudâî, Müsnedü’ş-Şihâb 1/102. Aynı mânâdaki hadis için bkz.: Nesâî, cihâd 6; İbn Mâce, cihâd 12.