İçeriğe geç

Öyle bir “Sultan”a kul olacaksın ki, Fatih Sultan Mehmet ile bir farkın kalmayacak, Yavuz Sultan Selim ile aynı çeşmeden testini dolduracaksın.

***

Edebin asıl menşei sünnet-i seniyyeye ittiba etmektir; vicdan değildir, kalb değildir.

***

Ağlamak da, tebessüm de kalbin çehreye yansıyan rengi olmalıdır.

***

Dine hizmet etmiş insanlara saygı, dine saygının gereğidir.

***

O koca koca deryalar da, engin çağlayanlar da göklerden gelen mini mini damlalardan oluşur. Daha rüyanın başında deryayı görmek isteyenler, ömür boyu hep rüya görür dururlar.

***

Kolektif şuura bağlanarak da olsa, bir heyetin her şeyi yapacağına inanma Allah’a karşı saygısızlıktır ve küllî bir enaniyettir. Bu şekildeki “ene” (benlik), “nahnu” (biz duygusu) içinde beslenir ve büyür. Diğer insanlara ve topluluklara tepeden bakma olur. “Bir cemaate giren kurtulur” inancı ise çok tehlikelidir. Cemaate güven değil, Allah’ın rahmetine recâ beslemek esastır. Kinleri, nefretleri ve hasetleri olan bir cemaati Allah (celle celâluhu) muvaffak kılsa, onların dünyaya bırakacağı miras kin, nefret ve hasettir. Allah dünyayı böyle Müslümanlarla niye kirletsin ki!

***

Hırs hiçbir durumda tecviz edilemez. Ancak, Allah’ın rızasını kazanmada, hayır ve hasenât yolunda, O’nun adını dünyanın dört bir tarafına ulaştırma gayreti hususunda hırs caiz, hatta matluptur.

***

Namazda iki şahıs arasında boşluk kalmamalı. Bu konu büyük bir hassasiyetle ele alınmış ve sahabe efendilerimiz onu titizlikle uygulamış. Omuzlarını, topuklarını birbirlerine yapıştırmışlar. Topuklar birleştirilirken insanın kendi ayakları arasında bir boşluk oluşsa da bu önemli değildir. İster namazda, ister namaz dışında kişinin kendi boşluğundan daha önemli olan şey, kardeşleri ile arasındaki boşluktur. Çünkü o “fürucat li’ş-şeytan”33 dır.

***

182