Nimetin kadrinin daima bilinmesi, onun nimet olduğunun sürekli hatırda tutulması, ona karşı göz yumulmaması için tıka basa olmamak lazım. Varlık içindeyken ölçüyü korumak lazım. İnsanın elinde yoksa, fakirse zaten ancak yaşayacak kadar yer. Fakat asıl takdire şâyân olan, elde imkân varken, zenginken iktisatlı olmak ve israfa kaçmamaktır. Bu, tıpkı güçlü iken affetmeye benzer. Gerçek af, cezalandırmaya muktedir birinin affıdır. İnsanın zaten gücü yetmiyorsa ve muhatabına karşı mukabelede bulunmak elinden gelmiyorsa, “Haydi git, seni affettim.” demesi abes bir söz olur. İşte, önemli olan nimetin içindeyken onun kadr-i kıymetini bilmek, şükretmek ve israfa girmemektir.
Nimet içinde nimeti bilmemek ne fena şey. Nikmet içindeyken de onun bir nikmet olduğunu bilememe, onu nimet sayma ondan da fena ve ne kadar büyük bir felâket! Küfür, dalâlet ve onlardan rahatsız olmama, ne bitirici ve ne helâk edici bir nikmet!…
“Kişisel gelişim” Adlı Programlar ve Kitaplar Üzerine
Soru: Günümüzde kişisel gelişim programları adı altında öz güven, başarıdan başarıya koşma, “Ben yaptım” deme, kendine güveni artırma gibi tabirler çokça kullanılıyor. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?