Bilinmelidir ki; Allah’ın izin ve inayetiyle her kapalı ve kilitli insanı bir şekilde açmak mümkündür. Fakat bir mürşide ihtiyaç vardır. Tasavvuftaki mürşidlik mânâsında demiyorum, az da olsa insanların genel ufkunu kavrayan bir rehberi kastediyorum. Bazen bir insan, birdenbire bütün duyguları dumura uğramış gibi, olumsuz, nâmüsait bir ortamda yapraklarını salan çiçekler gibi kendini salmış olabilir. Böyle bir durumda onu iyi dinlemeniz gerekir. Gücünüz yetiyorsa, gayet tatlı ve mülâyim bir eda ile onu dinlemek, bir psikanalize tâbi tutmak, içini okumaya çalışmak ve sonra da içinde bulunduğu ruh hâletine uygun bir üslûpla o sıkıntılı durumunu gidermesine yardımcı olmak iktiza eder. Bu mevzuyu Ziya Paşa’nın sözüyle şimdilik bitirelim:
İstidâtların Hızlı İnkişafı
Soru: İman eder etmez harbe giden ve çok geçmeden de şehit olan bir sahabiden bahsediliyor. İstidâdın çok hızlı inkişaf etmesi mümkün mü?
Cevap: Cenâb-ı Hak, bazı kullarına bu türlü fevkalâde ihsanlarda bulunabilir. Bir insan, iradesini kullanma imkânı bulduğu zaman dilimlerinde onun hakkını verirse kendine düşen vazifeyi yapmış olur ve o dilimlerin uzunluğuna kısalığına da bakılmaz. Muhyî ve Mumît olan Allah, bazılarına çok uzun bir ömür takdir buyurur, bazılarını da daha onlar gençliğin baharında iken ötelere çağırır. Önemli olan ne kadar yaşarsa yaşasın, insanın kendisine verilen fırsatı değerlendirmesidir. Dolayısıyla, çok dar bir zaman aralığında bile o iradeyi hayra kullanma ve vazifenin hakkını verme hâsıl olabilir; çok kısa zamanda kulun istidâdı inkişaf edebilir.