Evet, ister mefkûre, ister gâye-i hayal deyin; isterseniz de “Allah’ın, vaadettiği şeyi o insanlara verdiği imkânlarla tahakkuk ettirmesi” deyin, onlara pek çok şey lütfedilmiştir. Bundan dolayı, sadece Hz. Davud değil, onun diğer çocukları ve hususiyle de onun yerine geçen Hz. Süleyman (aleyhisselâm), hem peygamberlikle şerefyâb kılınmışlar hem peygamberlerin hayalindeki bir hülyayı, bir rüyayı gerçekleştirmiş, Rabblerinin adını her tarafta duyurmuşlar ve hem de o işi teminat altına almış, sarsılmaz bir güce sahip olmuşlardır. Ayrıca, milletleri de onlardan memnun kalmış; şuradaki buradaki hırgür, güftugû kesilmiştir. İşte, bütün bu nimetlere mazhar olan, Cenâb-ı Hakk’ın apaçık mevhibeleriyle nimetlendirilen insanlara hitap edilirken deniliyor ki; “Ey Davud hanedanı, şükür gayreti içinde olun.”12 Yani, sizin sürekli yaptığınız bir ameliniz, bir işiniz de şükür olsun.
Dipnotlar
- 12 Sebe sûresi, 34/13.