Oysa, iyi mü’min olmak çok önemli bir şeydir ve kâinat kitabını doğruca okumak ve tekvînî emirleri gözetmek de iyi mü’min olmanın bir gereğidir. Siz tekvînî emirleri okumayı, ilmî ve teknolojik gelişmeleri ele alırken, o mevzudaki ihmali giderme iddiasına girerken, beri tarafın ne kusuru var da kendi değerlerimizi tamamıyla bir kenara atıyorsunuz? Zannediyorum, karşı tarafın hokkabazlığı ve illüzyonu bizim insanımızı da tuhaf tuhaf konuşmaya sevk ediyor, çok farklı düşündürüyor.
İnanan insanlar söz ve ifadelerine dikkat etmeli. Meselâ, bir onkoloğun bir hastası kansere yakalanmış, metastas olmayan yeri kalmamış. O doktora düşen, yine de kestirip atmamak, tedbirli konuşmaktır. Demelidir ki, “Esbab açısından şöyle görünüyor. Ama eskiden beri en kötü durumlarda bile söyleyegeldiğimiz üzere, Allah’tan ümit kesilmez.” Evet, öyle bir durum olur ki, her şeyin bittiğini zannetiğimiz bir anda adam döner, elini kolunu sallaya sallaya geriye gelir. Temkinli, dikkatli konuşmak lazım. Yoksa hiç farkına varmadan sebeplere tesir-i hakikî vermiş oluruz. Müsebbibü’l-Esbab’ın güç ve kudretini her yerde ve her vesileyle hatırda tutmamız lazım geldiği gibi, orada da hatırlamalı ve zikretmeliyiz.