“Elçilerimiz Lut’a gelince, onların yüzünden üzüldü ve onlardan dolayı içi daraldı da: ‘Bu çetin bir gündür.’ dedi. Lut’un kavmi ona koşarak geldiler. Zaten daha önce de kötü işler yapıyorlardı. ‘Ey kavmim! İşte bunlar benim kızlarımdır (onlarla evlenin); onlar sizin için daha temizdir. Allah’tan sakının, misafirlerim önünde beni rezil etmeyin! İçinizde aklı başında kimse yok mudur?’ dedi. Onlar ise: ‘And olsun ki, senin kızlarında bizim bir hakkımız olmadığını biliyorsun; doğrusu sen bizim ne istediğimizi de bilirsin.’ (Lut): ‘Keşke size yetecek bir kuvvetim olsa ve sağlam bir yere sığınabilseydim!’ dedi. (Melekler): ‘Ey Lut! Biz, Rabbinin elçileriyiz, onlar sana ilişemeyecekler.. geceleyin bir ara, ailenle beraber yola çık. Eşinin dışında kimse geri kalmasın. Doğrusu onların başına gelen onun başına da gelecektir. Onların va’dolunan (helâk) zamanı sabah vaktidir. Zaten sabah da yakın değil mi?’ dediler. Buyruğumuz gelince, onların altını üstüne getirdik, üzerlerine de Rabbinin katında işaretli olarak yığın yığın sert taş yağdırdık. Bu durum, zalimlerden hiçbir zaman uzak olmayacaktır.”8
Evet, Sodom Gomore helâk oldu ve Lut gölü derinliğinde yerin dibine batırıldı. Ancak bu ceza sadece Hz. Lut’un kavmine mahsus değildi. Her devrin zalimleri, aynı akıbete dûçâr olacaklardı.
İşte Pompei, bunun en çarpıcı örneği. Orada hak ve hakikati neşreden Hıristiyanlar vardı, ancak onlar da mağlup durumdaydılar. Millet öyle sefahat ve sefalet içindeydi ki, Allah (celle celâluhu) Vezüv’den fışkıran lavlarla orayı bir mezarlık hâline getirirken, onlar çoktan ruhlarıyla ölülere katılmışlardı. Bunlardan bazıları deniz kıyılarına kaçmış olmalarına rağmen, evler büyüklüğünde kül yığınları, gelip onları da oraya gömmüştü.
Dipnotlar
- 8 Hûd sûresi, 11/77-83.