Evet, bir gönüle iman nuru girdikten sonra, o insanın yerinde durması ve harekete geçmemesi nasıl mümkün olabilir ki! Bu imkânsızlıktır ki mü’mini, ev ev, çarşı çarşı, dükkân dükkân gezdirir ve ona hep âşinâ gönüller arattırır. Zaten bu, bir bakıma onun kendi varlığının da teminatıdır. Gönlündeki imanı ölünceye kadar muhafaza edebilme ve kabre bu iman ile girebilme teminatı… “Emr-i bi’l-mâruf ve nehy-i ani’l-münker” yapmayanın böyle bir teminatı yoktur. Öyleyse mü’min, en azından kendi durumunu kurtarmak için bu kudsî vazifeyi mutlaka yapmalıdır.
90