Sûrenin sonunda: وَلَا يَخَافُ عُقْبَاهَا“(Allah, bu şekilde azap etmenin) akıbetinden korkacak değil ya!”4 denilmektedir. Zira O, mülk sahibidir. Mülkünde istediği gibi tasarruf eder.
Bu âyetlerin ışığı altında görüyoruz ki, Hz. Salih’in mağlup düşmeye yüz tuttuğu bir hengâmda ve sözünü dinletemediği bir pozisyonda, Allah o kavmi helâk ediyor; ediyor ve yerin dibine geçiriyor. Zira Allah bütün kâinatı ve hususen insanı, Kendisini bilip tanısın diye yaratmıştır. Dünyanın varlık hikmeti budur. İnananlar mağlup duruma düşünce, bu hikmet sarsılır. Cenâb-ı Hak da o devrin insanlarını sarsar, bazen de, yukarıdaki misallerde olduğu gibi yerle bir eder. Bu, hiçbir zaman değişmeyen ve değişmeyecek olan ilâhî bir kanundur.
c. Hz. Lut
Hz. Lut (aleyhisselâm) da “yanımızda” diyebilecek şekilde bize çok yakın bir yerde zuhur ediyor. Hz. İbrahim’e (aleyhisselâm) muasır bu yüce insanın kavmi içinde “Livata” denen, o güne kadar beşeriyetin görmediği bir günah irtikâp ediliyor ve bu şanı yüce peygamber de, sabahtan akşama kadar bu günahla savaşıyor.
Derken, bir gün evine, güzel delikanlılar şeklinde melekler geliyor. Azgın kavim hemen Hz. Lut’un evine koşuyor ve o öldüren duygularını ortaya koyuyorlar. Hz. Lut âdeta yalvarırcasına: وَلَا تُخْزُونِ فِي ضَيْفِي“Beni misafirlerime karşı mahcup etmeyin.”5 diyor. Onlarla nikâhlanmak üzere kızlarını teklif ediyor, onları meşru zemine çekmeye çalışıyor, ama bütün gayretler boşa çıkıyor.. çıkıyor ve o yılışık insanlar:
“Sen de pek iyi bilirsin ki bizim senin kızlarınla hiçbir işimiz yok; sen ne istediğimizi de iyi biliyorsun.”6 karşılığını veriyorlar.
Hz. Lut derinden derine iç geçirip:
Dipnotlar
- 4 Şems sûresi, 91/15.
- 5 Hûd sûresi, 11/78.
- 6 Hûd sûresi, 11/79.