Bir miktar tuurumuz, ölmemiş kâlbimiz, işleyen letaifimiz varsa Devr-i saadet tablolarında, kıyamete kadar cereyan edecek, bütün hadiseleri ana hatları ve nirengi noktalarıyla müşahede edebiliriz. Biz de sinirlerimizi geren, Kur’ân’a isyan edecek hâle getiren hadiselere şahit olduğumuzda, o hadiseleri metanet ve soğukkanlılıkla karşılamalıyız. Asıl meselenin îman kâlplere yerleşmesi olduğunu düşünerek, gerçek cihadın iman ve sabır telkini olduğunu hatırlamalıyız. Kılıç ile cihadın ikinci, üçüncü derecede bir cihad vasfına haiz olduğunu idrâk ederek, mücahede ve mücadele etmeliyiz.
MEYVE VEREN AMELLER
Bir hadis-i şeriflerinde peygamberimiz şöyle buyuruyorlar: Her ölenin, amel defteri kapanır. Ancak uyanık bir gözle, hüşyâr bir kâlple İslâm’a tehacüm eden düşmanlara karşı İslâm’ın bekçisi olanlar müstesnadır. Tahkiki îman kâlplere yerleşmesi vazifesini yüklenip uyanık bir dimağ ve hüşyâr bir kalple bu vazifeyi eda edenler, insanların şiddetle muhtaç oldukları îman ve İslâm’ın bekçiliğini yapanlar müstesnadır. Onların amelleri çekirdekler gibi, mevsimi gelince nemalanır, meyveye durur. Kendileri ölür giderler ama amelleri bitmez. Cihadları neticesinde geride bıraktıkları îman anlayış ve şuuru ile hayırlı amellerini devam ettirirler.