Efendimiz’in, muhteşem cihadının meyvelerinin nemalarını görmek istiyorsanız, hayalinizde, yeryüzüne bir mescid nazarıyla bakınız. Milyonlarca müslümanın, dünyanın kâlbi Kâbe’ye müteveccih saflar hâlinde yönelişlerine bakın. Birbiri ardınca çırpınan dalgalar misali rükûlarını ve secdelerini müşahede edin. Tekbirlerle, ezanlarla ses verişlerini, dua dua yalvarışlarını, münacatlarını, salavatlarını, hutbelerini duymaya çalışın. Gidin Beytullah’a müteveccih, Allah’a müteveccih, O’nun rızasını talep eden saf gönüllere, duru kâlplere bakın. Hazret-i Muhammed (asm)’ı anarken bütün letâitleriyle ürperip tir tir titreyen mücahitlerin nar-ı beyza simalarını görün. İşte bunlar, O’nun muhteşem cihadının meyveleridir. Evet kabir azabından emin olanlar, uyanık kâlpleri ve hüşyar gözleriyle halkın içinde fitneleri gözleyip onlara karşı tahşidat yapıp karşı koyanlardır.
Ahirette hiç ummadığımız bir zamanda meyve vermiş şekilleriyle karşımıza çıkacak ameller vardır. Kabir azabının veya Cehennem ateşlerinin tahacümü anında birdenbire Durun! Küfr-ü mutlâkın kâlplere girmemesi için tedbirler arayan, küfrün hücum yollarını kollayan; bir nöbetçi gibi göz yummadan bekleyen bu mücahide azap vermeyin! diyen, tecessüm etmiş amelleriniz olacaktır. Îman şuurunuz ve anlayışınız ile bu mevzudaki gayretleriniz, böyle meyveler verecek, sizi Cehennem’in ateşlerinden ve kabir azabından koruyacaktır.
Allah Resûlü, buna işaret buyurarak, İki göz ateşi görmez. Dünyada da ateşi görmez ahirette de… Cehennem ateşinden masun kaldıkları gibi, dünyada da küfrün, delâletin, mülhidin saldırılarından mahfuz ve masun kalır. Birisi, Allah korkusundan ağlayan göz, ikincisi, mütemadiyen, belâ ve musibetlerin îmana çarpacağı yerleri gözetleyip hüşyâr bir kâlple kendisini siper yapan insanın gözüdür. Bu iki göz ve bu iki gözün sahibi Cehennem’i görmez.[63]