İçeriğe geç
25. Bölüm

Seni Anlayamadık Yavru

SENİ ANLAYAMADIK YAVRU

Uzun geçmişinden sana kadar iç içe çöküntülerin çilekeş nesli olma bahtsızlığına mazhar, bir ikincisi gösterilemez. Tavanı fareleri bile barındıramayan bir yığın enkaz arasında, canhıraş feryatların hiç bir işe yaramadığını sana nasıl anlatalım bilmem ki… Sen bugün var kuvvetinle bağırıyor, etrafına bir şeyler anlatmak istiyorsun. Söyle, sesini duyan, sözünü dinliyen birisi çıktı mı şimdiye kadar? Çevrendeki demir çembere çarpıp sert bir dönüşle kulaklarını dolduran çığlıkların yankısı, bir şey anlatmıyor mu sana? Sesine ses veren kendi feryadın. Hayale ver dileğin, duyulur yâdın. Seni, sana anlatmak… Şerha şerha dertlerini dile getirmek. Merhamete çok muhtaç olduğun hâlde, merhametsizlerin kucağında olduğunu isbat edebilmek… Ah!. Âb-ı hayat musluklarından daha mukaddes anne memesi yerine, ağzına sokuşturdukları ve senin durmadan massedegeldiğin şeyin, mayasıl memesi kadar dahi haysiyetli olmadığını sana bir anlatabilsem… Sana, tüy tüy ellerinle diken toplatanlar ihtimamkârların olmasaydı, belki sana bir şeyler anlatmak mümkün olabilirdi. Hâlbuki etekleri alevlenen öz mürebbiyenin beraberinde yanışına aldırış bile ettiği yok…

155