İçeriğe geç
18. Bölüm

Kapına Geldik

KAPINA GELDİK

Her hâli günah bir cemaat olduk… Yemesi, içmesi, yatıp kalkması, sözler, yazılar ve her çeşit davranışlar; hepsi günah. Kurtuluş ümidi ile atılan her adım iyice batırıyor bizi. Ne zamana kadar bu çamur içinde tepinip duracağız, bilmiyorum…

İnsanlığımız sönmüş mü? Kâlpler neden bu kadar hissiz? Niçin gözyaşları rüyalara terk edildi? Yoksa biz kendimizi yaşamıyor muyuz? Öyle değilse neden yanarken gülüyoruz? Ben, bize basiretli diyemeyeceğim. Çünkü göremiyoruz yarını… Anlayamıyoruz bizden evvel boğazlananların yerinde boğazlanacağımızı…

Bakın şu kalabalıklara… Şu yer yer kabaran, kubbeleşen taşa, demire, toprağa. Eski farelerin sığınaklarında saadet arıyorlar. Efendiden kaçan, yolunu yitiren bir cemaat, neticesi elem, lezzetler zebunu bir topluluk… Yıllardır hep aynı kaldırımları tepiyor, aynı kapıların önünde geziyoruz. Kulaklarımız çatlak kahkahalardan, özlediği sesi duyamamakta… Gözler, renk hırsızlığı yapa yapa körlenmiş, O’nu görememekte. Gündüzümüz geceden karanlık, gecemiz zalâm zalâm üstüne kabir. Günlümüz ölülerden ümit dileniyor. Kafamız mezar taşlarından daha yaslı…

Yok mu gecemizi gündüz edecek bir merhametli? Yok mu kanayan kâlbimize merhem sürecek bir tabib? Artık mezarlara perde gerip arkasında zevk edenlerin saadetine inanmıyoruz. Cenaze evindeki düğün alayı oyununa kâlbimiz kanmıyor. O bir şey kaybetmiş gibi durmadan sağı solu araştırıyor. O, O’nun sevdalısı.. En yüksek binalarda en lüks sefahethanelerde en renkli eğlencelerde.. O hep O’nu takip ediyor. Istırabını dindirecek, onu bir kuş hafifliği ile çok yükseklere götürecek o şefkatli elleri.. O’nu buluş, ne mesut an o.

O, kendisine dönüşümüzü ve sızlanışımızı bekliyor. Dertler yiyip bitirmeden nihayet kapısına dönüyoruz.

128