İçeriğe geç

Allah Resûlü ile beşyüz kadar Ashabı, hacc maksadıyla, Hudeybiye’ye gelmişlerdi. Yanlarında sadece basit birer kılıç vardı. Muharebe ve mücadele yapmayı düşünmemişlerdi. Müşrikler ise baştan aşağıya silahlı ve zırhlı vaziyette, bütün batarya imkanlarıyla ve kuvvetleriyle karşılarına dikildiler. Bu durumdaki müşrikler, hacc maksadıyla silahsız olarak Hudeybiye’ye gelen Peygamberimiz’e çok ağır bir anlaşma teklif ettiler.Sadece bir maddesi şöyleydi: Müşriklerden müslümanların saflarına geçecek erkekler iade edilecek. Müslüman olmuş ve Resûlullah’a iltica etmiş her erkek kâfirlere iade edilecekti. Resûlullah: Bu olmaz! dedi. Kâfirlerin murahhası Süheyl ise: Bu olmazsa anlaşma da olmaz. Kılıçlarımızla üzerinize geliriz diyerek diretti. Allah Resûlü ısrar edince, Süheylde direnerek Ben imza atmıyorum dedi. Resûlullah çar-nacar maddeyi kabul etti. Tam anlaşmanın imzalanacağı an, Süheyl’in oğlu Cendel kanlar içinde ve ayağındaki zincirlerin şakırdısıyla kendini Allah Resulü’nün huzuruna attı. Onsekiz-yirmi yaşında müslüman olmuştu. Babası tarafından zincire vurulup, her öğünde yemek yerine, sopa yemiş, Mekke’nin çilesini çekmişti: Merhamet Ya Resûlallah! dedi. Vücudundaki mızrak, zincir, kırbaç, sopa yaralarını gösterdi. Allah Resûlü: Ahidname daha imzalanmamıştır. Ben bunu alıkoyacağım deyince, Süheyl de: Oğlumu alıkorsan ben de imza atmam buraya dedi. Bunun üzerine Resûlullah: Pekâla. Cendel git! Allah seni ve seninle beraber bütün mazlumları kurtaracak. İslâm’ın atisi için benim böyle hareket etmem lâzım dedi. Ashab-ı Kiram’ın hepsi kılıçlarını yarıya kadar çektiler. Ya Resûlallah! Olmaz bu! dediler. Ömer o kadar galeyana gelmişti ki, Allah Resûlü ile şöyle muhavere etti:

-Ya Resûlallah, Sen bize vadetmedin ki, Kâbe’yi ziyaret edeceğiz.

-Ben Allah’ın dediğinden başkasını yapmam.

-Ya Resûlallah, sen Allah’ın peygamberi değil misin?

-Allah’ın Peygamberiyim. Fakat ben Allah’ın dediğinden başka şey yapmam.

65