İçeriğe geç

Kur’ân: Allah’a ortak koşanlar nasıl sizinle topyekün savaşıyorlarsa, siz de onlarla topyekün savaşın[65] buyuruyor. Hazret-i Muhammed Efendimiz’in müşriklerle savaşıp onları öldürmesi bedenen ve fikren olmuştur. Resûl-ü Ekrem daha Mekke devrinde müşriklerin kâlplerine dinamit koymuş, kendi benliklerinde ve evlerinde inkilâblar, infilâklar, inşikaklar meydana getirmişti. Müşrikler, kendi kendileriyle, aileleri ve çocuklarıyla çatışarak, huzursuzluğa düşmüşlerdi. Fakat gelecek nesillerinin, evlatlarının, torunlarının haneleri ve gönülleri huzurla dolacaktı. Topyekün bütün haneler ve insanlar huzur iklimini teneffüs edeceklerdi.

Ebu Cehil haykırıyor, gürlüyor ve Allah Resûlü’nün başına bela kesilmek istiyordu. Mekke fethine kadar kendisi gibi Resûl-ü Zişan’ın baş düşmanı olan oğlu İkrime’nin, Yermük kahramanı olarak tarihin şeref sayfalarına kaydedileceğinin farkında değildi. Mücahide gelininin evinde İslâm için mersiyeler okunacağının Resûlullah’ın yolunda bir İkrime değil, binlerce İkrime feda olsun denileceğinden habersizdi.

Ebu Süfyan da gürlüyor, haykırıyordu. İleride Anbas kahramanı olacak bir çocuğu evinde beslediğinden habersizdi.Kızı müslüman olmuş, Allah Resûlü’nün nikahı ve çatısı altında yaşıyordu. Bunlar Ebu Süfyan’ı incitse bile kızının yaşadığı o evde yepyeni, ter-ü taze bir huzur iklimi yaşanıyordu. O hanedeki huzur yakında bütün cihana yayılacak, bütün haneleri kaplayacaktı. İstemeseler de, kendileri kazanamasalar da, çocukları ve torunları insanlığa huzur verecek şecerelerin çekirdekleri olma şerefini kazanacaklardı ve kazandılar da.

72